para-psikoloji ve carl gustav jung
9/10
·560 syf.··
2026 193. kitabı
·
59 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
“normal insan hayatta metafizik hiçbir şeyin olmadığı hayaline kapılınca tek bir metafizik olayı unutur; ölümünü.Bilinçdışının Keşfi kitabında bulunan c. g. jung'a ait cümle. psişik yeti ve mental sağlık arasında hassas bir ibre var... =) kim bilebilir? zihnin gizilini çözebilmek ne mümkün, bilmek kişiye özgü deneyimledir, kesinlikse bilmenin ufkundaki keskin çizgi. bedensiz varlıklar, öte alem, duyu ötesi algı sürekli olarak ilgimi çeken konular oldu. bu kitap da parapsikolojinin alanlarını içeren bir kitap aslında, ruhlarla konuşma, istemli imge yaratımı diye bahsedilen, parapsikolojinin duyu dışı algılama alanına karşılık gelir.kitap, kolay anlaşılabilen bir kitap değil. kitapta c. g. jung, istemli imge yaratımlarında dini ve tarihi kişiliklerin ruhlarıyla ve kendi ruhuyla, bu kişiliklerin simgesel anlamlarına karşılık gelen figürlerle mizansen içinde konuşuyor. tümü uyanık haldeykenki düş gücünün, imge yaratımı. toplumsal bilinçdışı ve bireysel bilincin derinliklerinde bulunan, rahatsız edici olan tüm o ışıksız, gölge yönleri okurken içte reddedilen her şey zihin gözünde. ikilikler tanrı-şeytan, kötü-iyi, yukarı-aşağı, siyah-beyaz... zıtların bir-leşimi. kötünün zorunlu kabulü, yalnızca iyiyi alarak gölgeye yani zıddı olan kötüye istemsizce dönüşülür demekte, kaçınılan şey büyür ve kişinin iç cehennemini, oradaki yerini kalıcı kılar, demekte. kitabın çeşitli yerlerinde zerdüşt'e atıf var. bir çeşit çözülme, dönüşüm, kaybolma, çöküş, karanlıkla yüzleşme ve farkındalık aşamalarındaysanız kendi benliğinizin, bilişinizin, kökünüzün, bir şeyler hem çatırdıyor hem birleşiyorsa içeride, okumak için en uygun zamandır bu kitabı diye düşünüyorum özümseyebilmek için.
Kırmızı KitapCarl Gustav Jung · Kaknüs Yayınları · 20141,013 okunma
Rastlantılar ve rastlantılar
8/10
·112 syf.··
2026 38. kitabı
Bol spoi bulunmaktadır. Önceden belirtmiş olayım. Kitap 3 perdeden oluşan bir oyun(tiyatro) kitabı. Olay örgüsü ve merak uyandıran unsurlar olduğundan rahatlıkla okuyabilirsiniz. Kitapta rastlantılara epey yer verilmiş. Olayı anlatınca anlayacaksınız. Spoi olan kısma geçiyorum. Direkt olayı anlatmaya çalışacağım. John diye bir karakterimiz var ki ciddi biri olduğunu görüyoruz. Bundan dolayı kitabın ismi bu. John kardeşi olduğunu söylüyor ve adı da Ernest. Neden böyle bir şey uydurdu? Taşrada yaşıyor ama şehire sık sık gitmek için bir kardeşi olduğu yalanını söylüyor. Şehirdeki dostlarına da Ernest diye tanıtıyor kendini. Arkadaşı da A. John arkadaşının kuzeni G'ye aşık oluyor. Evlenme teklifi ettiğinde de kız "Ben adının Ernest olduğunu öğrendiğimden beri seni seviyorum. Ernest ismi ahenkli ve bu isimde biriyle evleneceğimi zaten biliyordum." vs. G'nin annesi izin vermiyor. Ama bu kadının sonradan John'un teyzesi olduğunu öğreniyoruz. Kadının ablası çocuğunu birine emanet ediyor. Kadın da kaybediyor oğlanı. Bu oğlan da John'muş ve biz bunu tesadüfen öğreniyoruz. Yani John yalan olarak kardeşi olduğunu söylemiş ama cidden bir kardeşi varmış. Ve John'un adı da gerçekten Ernest imiş! John küçükken vaftiz edilmiş. Ernest John'muş adı ama kaybolduktan sonra onu bulan kişi John koymuş adını. C John'un vaftiz kızı. John olmayan kardeşi hakkında sürekli Ernest diye bahsediyormuş. C de Ernest ismine aşık biri. Ondan dolayı olmayan kardeş Ernest'a aşık olmuş. Yani hem G hem de C olmayan Ernest'lara aşık olmuşlar. Ve A John'un kardeşi olduğu için C de gerçekten John'un kardeşini sevmiş oluyor. Bu iki kız yan yana gelince Ernest'e aşık olduklarını söylüyorlar. Sonradan olay anlaşılınca A ve John ismini Ernest yapmak istiyorlar ama John'un adının Ernest olduğunu anlaşılınca
Ciddi Olmanın ÖnemiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,656 okunma
Reklam
Kod Adı: GECE
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Yazarın diğer kitabını okumadım. Fiyatı uygun bulunca bu kitabı satın aldım kitap ve yazar hakkında bir bilgim yoktu. Çerezlik olur diye almıştım. Fakat kitap başladığından beri beni iyice içine çekmeyi başardı. Yazarın dili hoşuma gitti. Kitapta 4 ajan var genellikle tek çalışmış, biri hariç(ki o da sahada çalışmamış bilgisayar uzmanı onun harici yine iyi ajan) ajanlığı tamamıyla benimsemiş meslekte ileri gelen kişiler. Spoiler vermek istemiyorum. Karakterlerin iç çatışmaları var psikolojik olarak her birinin ama bunları bir profesyonel olarak işlerine yansıtmıyorlar. Karakterlerin birbiriyle atışmaları tatlı kavgaları çok hoşuma gitti. Sonu da bir sürprizle bitiyor ortalarında da bir sürpriz var ki şaşırtıyor az çok tahmin etmiş olsam da. Kitap kesinlikle okunmalı tür olarak kaliteli bir kitap olduğunu söylemeliyim.
1000Kitap
G. E. C. E.Bella Black · Pay Kitap · 2019317 okunma
Literatüre Meydan Okuyan Bir Kitap
9/10
·315 syf.·
2026 9. kitabı
Bu kitabı İttihatçıları, Arapların Osmanlı Devletindeki durumlarını veya Arap İsyanını merak ettiğiniz için okuyabilirsiniz. Doğrudur, konusu hakkında güzel bir monografidir ama daha önemlisi tam bir başkaldırının tezahüründen başka bir şey değildir. Tüm Arap, Türk, İngiliz kaynaklarına ve diğer bilumum tüm Türk- Arap ilişkilerine dair yerleşik düşüncelere ve saplantılara salvo ateşi açılmaktadır. Bu gözle okuyunca alacağınız keyif katlanacaktır. Kitap tahmin edebileceğiniz gibi Osmanlı Devletinin Araplarla ilk temaslarına dair kısa bilgiler verdikten sonra esas konusuna değinmeye başlıyor. Kitab çeşitli konu başlıklarına ayrılsa da biz İttihatçıların iktidara gelmelerinden önceki I. Meşrutiyet (1876) ile başlayan birinci kısım ile 1908 İhtilalinden sonra İstiklal Harbine kadar süren ikinci kısımdan ibaret olarak zihnimizde ayırabiliriz. Kitabın benim tespit ettiğim temel tezleri şunlar: 1) II. Abdülhamid döneminde uygulanan İslamcılık siyasetine, Jöntürkler (ve-veya İttihatçılar) döneminde de üslubu değişse de aynı istikamette devam edildi. 2) İttihat ve Terakki hükümetinin uyguladığı merkeziyetçi politikaların Türkleştirme ve asimilasyon politikaları olarak algılamak saflıktan başka bir şey değildir. 3) Birinci Dünya Savaşının sonuna kadar Türkler ve Araplar başta olmak üzere devleti oluşturan hiçbir Müslüman etnik yapıda milliyetçi ve ayrılıkçı hisler ön planda olmadı. Bunların yanına ufak ilaveler yapıyorum: a) İttihatçıların meşhur asî Hicaz Şerifi Hüseyin'i idare ediş biçimleri çok estetik diyebiliriz. Hem Hüseyin hem de hükümet birbirlerine düşen görev ve sorumlulukları isyana kadar neredeyse hatasız uygulayıp istedikleri sonuçları almışlar. b) İttihatçıların iktidar mekanizmasını ele geçirdikleri ilk dönemlerdeki tecrübesizlikleri bu kitapta gözler önüne
Jön Türkler ve AraplarHasan Kayalı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932 okunma
Puan vermedi
Modern anlamda öykünün ilk örneklerini Batı’ da görmekteyiz, roman türünden ayrılarak adına küçük öykü dediğimiz (Fr. nouvelle, İng. short story, Alm. kurzgeschicthe) şekli alır. Hikaye özgün değerler çerçevesinde insanların düşünmesini sağlayan ve toplumların kültürlerini yansıtan değerli bir türdür. Her alanda kendini yenileyerek geliştiren ve değiştiren ileriye dönük kararlar alan Medeniyet eşiğinin bir parçasıdır. “1960’tan sonra öykü yazan ve Türkiye’nin toplumsal değişimi ve gelişimini eserlerine yansıtan yazarlar arasında; Feyyaz Kayacan, Sezai Karakoç, Yusuf Atılgan, Orhan Duru, Erdal Öz, Adnan Özyalçıner, Ferit Edgü, Onat Kutlar, Afet Ilgaz, Kamuran Şipal, Necati Tosuner, Sevim Burak, Sevgi Sosyal, Bekir Yıldız, Rasim Özdenören, Fikret Ürgüp, Oğuz Atay, Bilge Karasu, Şevket Bulut, Füruzan, Osman Şahin, Tomris Uyar, Sevinç Çokum, Necati Güngör, Durali Yılmaz, Nedim Gürsel, Adalet Ağaoğlu, Tezer Özlü, Pınar Kür, Nazlı Eray, Hulki Aktunç, İnci Aral, Necati Mert ve Mustafa Kutlu gibi isimler öne çıkmıştır” Toplumsal değişim ve gelişim her alanda yazarların eserlerine yansımaktadır, her yazar kendi çağının sesi olur ve bu ses sonsuz bir zenginlik içerisinde ilerleyerek kendini hissettirir. Bu his meşguliyeti birçok medeniyetlere yankı oluşturur 1960 sonrası Türk Edebiyatı’nın her alanda verilen eserleri profesyonel bir şekilde kaleme alınmış ve tam olarak yerli yerine batılı bir anlayışla oturmuş ve yankısını gelecek nesillere ulaştırmıştır. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e yazarlar, kalemlerini özgürce tutabilmek için düşüncelerini bazen kapalı bir anlam bazen de açık bir anlamla ifade etmişlerdir. Toplumların değişen medeniyeti, değişen düşünce yapıları belli bir denklemi barındırır bu denklem aynı özü oluştursa da görünüşleri farklılık arz eder, tıpkı bir anneden
Roman
Postmodern Çağda İnsanH. Yahya Şekerci · İnsan Yayınları · 20254 okunma
6/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 12:36
Kitap kendi içeriğinde başarısız ya da anlatımlarından ötürü düşük vermedim. Düşük vermemin sebebini böyle çetrefilli ve ikircikli bir konuda iki kişi olarak canlandırdığı kişilerden dindar olan halim'in sorularını hep aynı minvalde, cahilce sorarken. Selim'in cevaplarını daima istediği şekilde verdiği için rahatsız oldum. Bir teist, özelinde bir müslüman olarak bazı soruların o minvalde sorulmayacağını veya verilen yanıtlara karşı öyle karşılık verilmeyeceğini okurken görüp, güldüm. Neden düşük verdim? a) sorulan bazı sorulara istenildiği gibi cevap vermeyip, geçiştiriyor. dindarlar katliam yapar demiş. Halim de Stalin de yaptı diyor. Sevan beyciğim cevap vermeden geçiştiriyor. b) voltaire'nin inançsızlığıdan çok emin. lakin kitaplarını okursanız gayet realist, akılcı bir tanrıya inandığını görürsünüz. c) eş yerine beyimiz cinsel partner sözü de bir o kadar güldürdü. d) kur'andaki bazı durumların tarihsel olabileceğini, o dönemin şartlarını kapsayabileceği düşüncesinden uzak. e) islama özelinde düşmanlığı göze çarpıyor. ateist olarak hristiyan veya yahudilere bu kadar düşman değil hatta bazı yerlerde yahudilerin daha vefalı, sadık, iyi niyetli adeta insanperver olduğunu düşünüyor. yapmayın allah aşkına. bu çağda, 2025'te, 7 ekim olaylarından beri kaç cana kıyıldı, kaç masum insan katledildi bilmesek... f) ilk konulardan itibaren mecaza tamamen karşıyken hristiyanların cehennem tasvirinde mecazı kabul etmesi ayrı çelişki. g) kur'an'ın yazıya aktarılması ebubekir döneminde iken, osman'ı yazması... hadi çoğaltılma olarak kabul edelim h) ayetleri kışkırtıcı şekilde tercüme etmesi de düşmanlığın ayrı göstergesi olarak yorumlanabilir. ı) iyilikle insanları islama davet edenlerin de insanları içerden fethetmeye çalışan eğer olmazlarsa kılıçla islama davet edecek grubun
Halim İle SelimSevan Nişanyan · Liberus Yayınları · 202172 okunma
Reklam
Reklam