Zorba ve sorumsuz babalarla, pasif agresif annelerin elinde büyüyen bir birey, yaşamda hangi noktaya ulaşırsa ulaşsın değersizlik, yetersizlik ve öfke duygularıyla boğuşacaktır.
Beni doğuracak rahim,
Beni sallayacak beşik yok!
Dünyaya düştü yolum
Bir görümlük
Konuk geldim.
Tek bir soru sordum
Bin yanıt aldım;
Ama hiçbirine bende yanıt yok!
Uçurumlara itildim,
Doruklara çekildim.
Çaprazlama çiçekler astım da göğsüme
Şaire çıktı adım.
Dinsiz bir peygamberim şimdi
Ateş olsam bir kendimi yakarım.
Kendi karanlığından korkan
Bir geceyim ben,
Kendi sınırlarına düşman
Bir ülke;
Kuşatılmış, yorgun...
Ey dünyalıklar, ey tarihçiler!
Oysa hepsi topu topu iki kelime:
Yaşadım ve öldüm.
Eşinizle sağlıklı bir ilişkiniz yoksa, sabırlı ve şefkatli değilseniz, düzenli bir işiniz ya da geliriniz yoksa, mental ya da fiziksel sağlığınız yetersizse, bir insan yetiştirmenin nasıl büyük bir sorumluluk olduğunu bilmiyorsanız, çocuk yapmayın.
Çocuğunuzun güçlü olması, sorunlarını kendi kendine çözmesi, duygusal desteğinize ve sevginize ihtiyacı olmadığı anlamına gelmez. Bu yaygın ebeveyn yanılgısı, "güçlü" olarak algılanan çocukların duygusal ihtiyaçlarının görmezden gelinmesine neden olur. Erken yaşlarda olgunluk gösteren, sorumluluk alan ve bağımsız davranan çocuklar, ebeveynlerin gözünde "o nasıl olsa halleder" kategorisine girer ve bu çocukların da sevgi, onay ve destekle güçlendikleri unutulur. Oysa bu çocuklar, güçlü görünümlerinin arkasında, belki de daha fazla duygusal desteğe ihtiyaç duyarlar çünkü çoğu zaman yaşlarının üzerinde yükler taşırlar.