Sevmediğime ya da benden farklı olana da saygı duyabilirim. Ama onları sevmek? Hem onlara gösterdiğim saygı kadar sevgi de göstermeye ihtiyacım var mı? Sevgi zordur, onu ne başlatabilirsin, ne kontrol edebilirsin ne de sürmeye zorlayabilirsin. Ama saygı..."
"Neden benim koruyucum olmak istemedin?"
"Çünkü bende nazar var. Eğer mercimekte taş varsa beni bulur. Eğer bir sandalye kırılacaksa benim altımda kırılır. Bir uçak düşecekse benim üzerime düşer. Ben şanssızım, şanssızlık taşırım. Benim doğduğum gün babam işini kaybetmiş ve annem ağlamaya başlamış. Eğer bana bir çiçek emanet edersen solar. Bana bir bisiklet verirsen bozulur. Bende ölümün parmakları var. Bana bakan yıldızlar titrer. Ay bakarsa ödü patlar. Ben evrensel bir felaketim, bir hatayım, bir faciayım, ayaklı bir uğursuzum, gerçek bir schlemazel'im"
Sayfa 39 - Schlemazel: Yiddiş dilinde "doğuştan şanssız" anlamına gelir.
Bizi malikânenin en üst katına çıkarıp bir çatı katı odasına yerleştirdiler.
Çatının tam ortasındaki pencereden görünen yıldız tarlasına hayran kalmıştım.
Camlara bir ırmak gibi akıyor yapraklar
Bir çocuk gözlerini kapayınca gece oluyor
İki kaşının arasında bir çiçek göveriyor
Ve örselenmiyor, solmuyor sabaha kadar
Rüzgârlar gecenin kendi suskunluğundan
Korktuğu an başlar - bunu kimse bilmiyor
Son insan sesi de çekilince sokaklardan
Su havada donuyor birden, ateş eriyor
Gece kanatlarını çözüyor o zaman, ezik
Yenilmiş, kendi içine gömülüyor bir yumak
Oluncaya kadar - sonunda sabaha erdik
Ey karanlık hüznüne kulak asmayanlar
Gecede konuşuyorum, damarlarımın geçitlerinde
Yürüyor, el çırpıyorum – kâğıt, kalem, divit
Yazıyorum bir şeyleri kendi bildiğimce
Bir çığlık oluyorum dünyanın sustuğu yerde.