Mühim şahısların ölüm şekilleri etrafında cereyan eden binbir fiskos ve hayal oyununa rağmen bu mevzuda elde ilmî vesikalar bulunmayışı, âmme vicdanına karşı kendisini mes’ul hisseden bir ölçü bulunmayışı mânasına gelir.
4- Birinci misal, eski Ankara Valisi Nevzat Tandoğan örneğidir. Bu mevzuda söylenmeyen kalmamıştır. Bizim âdetimiz, söylenenleri tekrar etmek olmadığı için, işi bir yıldırım teşhisiyle ve belki hiç bilinmeyen tarafiyle ele alalım:
İddiaya göre Nevzat Tandoğan tabanca ile intihar etmiş, tabancası da kalorifer radyatörünün üstünde bulunmuştur! Bir adam, kurşunu şakağına sıkmak suretiyle tabancayla intihar ettiği zaman, namluyu ya kafasına dayar, yahut azamî 20-30 santimetre uzakta tutar. Eğer namlu kafaya yapışık olursa, beyin patlar; 30, 40, hattâ 50 santim uzakta olursa da yaranın etrafında (tatuaj) denilen çepçevre bir barut lekesi bulunur.
Nevzat Tandoğan’ın beyni patlamamıştır. Bu takdirde, fiilin intihar olabilmesi için mutlaka yaranın etrafında (tatuaj) olmalıydı. Bu hususta hiçbir şey resmen tespit ve ifade edilmemiştir. Kısacası şu ki, eğer Nevzat Tandoğan’ın beyni, patlamamış, yara etrafında da (tatuaj) görülmemişse, o halde
kurşun uzak mesafeden atılmış, binaenaleyh eski Ankara Valisi intihar etmemiş demek olur.
5- İkinci örnek Yargıtay kadrosundan Fahreddin isimli bir zatın vaziyetidir. Bu zat, Bakanlardan birinin evine yemeğe davet ediliyor ve yemek esnasında geçirdiği buhran neticesinde ve bilhassa alkolün tesiriyle fenalaşarak hastaneye kaldırılıyor. Orada da ölüyor. İddia aynen böyledir. Hâlbuki bu zat hakkında bildiğimiz iki bilgi unsuru, bu iddiayı bütün ciddiyetinden mahrum etmektedir: Birincisi, bu zat hiçbir zaman alkol kullanmamıştır. İkincisi, hastaneye kaldırıldığı halde son nefesini vermeden ailesine vaziyet bildirilmemiş, ailesi