"Misyonerler çok bilge olarak tanınan bir Kızılderili Reis'i görmeye gitmişler. Şişman, sakin bir adam olan reis, onların onun diliyle yaptıkları propaganda konuşmasını kılını kıpırdatmadan dinlemiş. Misyonerler konuşmalarını bitirince tepki beklemişler. O reis hiç telaş etmeden biraz durmuş, sonra şöyle demiş: Sözleriniz kaşıyor, iyi kaşıyor, hem de çok iyi kaşıyor... Sonra reis şunları da eklemiş; ne var ki kaşınmayan yeri kaşıyor.."
Yürekten geliyorsa, konuşmak gereksinmesinden kaynaklanıyorsa, insan sesini kimse susturamaz. Ağız bulamazsa eller ve gözlerle, gözeneklerle, ne bulursa onunla konuşur. Çünkü her birimizin ötekine söyleyecek bir şeyleri vardır; başkalarınca kutlanması ya da bağışlanması gereken bir şeyler.."
"Colombia kıyılarındaki küçük Neguâ kasabasında, gökyüzüne tırmanabilen bir adam vardı. Yere döndügünde gezisini betimler, insan yaşamının yukarıdan nasıl göründüğünü anlatırdı. İnsanlığın minik alevlerden oluşmuş bir deniz olduğunu söylerdi. Dünya, bir insanlar yığını, bir minik alevler denizidir, derdi. Herkes kendi ışığıyla ışıldar. Hiçbir alev öbürüne benzemez. Büyük alevler vardır; küçük alevler, her renkten alev. Kimi insanların alevi öyle durağandır ki rüzgârda bile dalgalanmaz, kimi insanlarınsa havayı kıvılcıma boğan çılgın alevleri vardır. Kimi saçma alevler ne tutuşur ne de ışık serperler; kimileri de öyle bir canlılıkla yalazlanırlar ki onlara bakınca gözlerimiz kamaşır, yaklaşırsak üstümüze ateş vurmuş gibi parlarız.."
Olaylara adı karışan Milan’dı Milan’ın sahibi de faziletli Berlusconi’den
başkası değildi. Hükümete, iş hayatına ve futbola sahtekarlığı sokmuş,
ancak hepsinden de hiçbir ceza almadan sıyrılmayı becermişti.
2006 Bu arada Amerika Birleşik Devletleri doğal gaza sahip olmakla
suçlu İran’ı işgal etmekle tehdit ediyordu. Çünkü İran kendi atom bombasını
yapmak istiyordu ve bu da Hroşima ve Nagasi’ye atom bombaları atan
ülkenin gözünde insanlık için bir tehlike oluşturmaktaydı.