Martin sigarasını yaktı, iyi geceler diledi ve yoluna devam etti. "Şimdi gel de sinir olma," dedi alçak sesle. "Aynasız sarhoş olduğumu zannetti." Kendi kendine tebessüm etti ve düşüncelere dalarak, "Sanırım öyleydim," diye ekledi. "Fakat bir kadının yüzünün buna sebep olacağı hiç aklıma gelmemişti."
Tüm yaşamı boyunca aşkın yokluğunu hissetmiş, aşka aç yaşamıştı. Doğası aşkı arzuluyordu. Varlığının yapısal bir ihtiyacıydı aşk. Buna rağmen hep aşksız yaşamış, bu süreçte de katılaşmıştı. Aşka ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti. Şimdi de farkında değildi aslında. Sadece fiilen uygulamasını görmüş; gördükleri karşısında heyecanlanıp bunun güzel, yüce, muhteşem bir şey olduğunu düşünmüştü.
Gerçekten güzel şairlerin her dizesi hakikatin güzelliğiyle bezenmiştir ve insanoğlunun yüce, asil yanlarına seslenir. Büyük şairlerin tek bir dizesinden bile vazgeçmek, dünyayı o dizenin değerinden yoksun bırakmak demektir.