Puan vermedi·268 syf.··
2025 72. kitabı
Bu gün size daha önce yorumunu yapmış olduğum #deklanşör kitabının devamı olan #poz ile geldim. Rita, adli tıp fotoğrafçısı olarak görev yapan bir Navajo kadını. Sadece ölüleri o son hallerinin fotoğrafını çekmiyor. Aynı zamanda kendisi kurbanların hayaletlerini görebildiği için, bu da ona cinayetleri çözmede benzersiz bir avantaj sağlıyor. İlk kitabın sonunda Rita, yaşadıklarından dolayı hastane ve iyileşme sürecindeydi. Bu kitabın ilk giriş kısmında da zaten hemen işinin başına dönmüş ve bir vaka üzerinde çalışırken okuyoruz. Ama tabi her ne kadar işinin başına dönmüş olsa da hala daha eksiklikler ve başetmek zorunda kaldığı bazı sorunları da var. Girişte bir aile katliamını okuyoruz. Giriş katta yer de yatan bir baba, mutfakta anne ve büyük kız, yukarıda yatağında yatan iki kardeş, banyoda dişlerini fırçalarken katledilen bir küçük kız ve beşiğinde hayata gözlerini yummuş bir bebek Katil ise, büyük abi olduğu düşünülür. Ve kendisi hiç bir yerde yoktur. Rita, burada gördüklerini çekerken, onunla konuşmaya çalışan banyo da öldürülen kız ona her şeyi söyler ve gerçek katilin kim olduğunu fısıldamakla kalmaz ona cinayetin seyrini değiştirecek bir ipucunu da verir. Ona evin arka tarafında kalan kulübeye bakmasını söyler. Bakın hiç abartısız söylüyorum ki, bu sahne ve bu kulübede karşımıza çıkanlar kesinlikle kan dondurucu. Rita asıl katilin kim olduğunu söylese de ona pek inanmadılar. Hal böyle olunca da Rita biraz uzaklaşmak adına ve dayatılan sorunlardan da kaçmak adına annesinin yanına Gallop kasabasına gider. Emin olun, burada da Rita'yı aksilikler bekler. Öyle ki kasaba da nam salmış bir seri katil vardır. Tabi bu duruma ister istemez Rita da kayıtsız kalmaz. Bir yerden sonra katilin ağzından okuyoruz. İnanın ilk kitap gibi bu kitapta sizi şok edecek ve
Edebiyat
PozRamona Emerson · The Kitap · 202574 okunma
9/10
·268 syf.··
2025 34. kitabı
Daha önce Deklanşör isimli romanını okumuştum yazarın ve çok beğenmiştim.Bu romanı da oldukça başarılı buldum.Adli fotoğrafçı Rita yine ölülerle iletişime geçerek,daha doğrusu ölüler onun gözüne görünerek cinayetleri aydınlatmaya devam ediyor.Rita'nın en büyük kabusu ve hayatının vazgeçilmez rutini ölülerin ona görünmesiydi.Bu sayede en karmaşık cinayetlerin bile çözülmesine yardımcı oluyordu.Çoğu kişi Rita'nın kafayı yediğini düşünüyordu haklı olarak.Rita işten eve gitse bile ölüler onu rahat bırakmıyordu.Bu romanda ek olarak Rita'nın geçmişine gidiyoruz ve inanılmaz bir aile tradejisine tanık oluyoruz.Rita çocukluğunda meğer neler yaşamış.Kim bilir gördüğü hayaletler boşuna değildi ,bu travmadan kaynaklanıyordu belki de.. Bu sefer bir aile faciası olmuştu.Jon isimli genç ailesinden 6 kişiyi öldürmekle suçlanıyordu.Elinde tüfekle yakalandığında herkes bu cinayetleri onun işlediğini düşünüyordu tabi ki Rita dışında.Rita ailedeki ölen küçük kızın hayallerini gördüğünde bunu anlamıştı.Çocuğun değil asıl katilin babalarının olduğunu Rita biliyordu ama bunu kanıtlayamıyordu.Öne sürdüğü gerçek de olsa buju kabul ettiremedi.Daha sonra gelen baskı ile işini bırakıp Gallop isimli kasabaya annesinin yanına geldi.Ancak bela Rita'nın yakasını bırakmayacaktı.Bu sefer manyak bir katil kasabaya korku salmaya başlamıştı.İnsanların boğaz kısmına attığı korkunç bıçak darbesiyle acımasızca öldürürken kocaman bir çukur bırakıyordu.Rita bu ölümlere kayıtsız mı kalacaktı?Seri katılın yeni hedefi kim olacaktı? Oldukça heyecan dolu ve sürükleyici bir romandı.
PozRamona Emerson · The Kitap · 202574 okunma
Reklam
7/10
·64 syf.··
2021 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2021 11:02
With this book you see the world through the eyes of a horse. A horse love grows in your heard. As you read the book you'll to gallop on one. I'm sure you will love this book
Black BeautyAnna Sewell · Dorlion · 201811,9bin okunma
7/10
·460 syf.··
2000 254. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Filmi izleyeli uzun zaman oldu. Kitabı, kulüple birlikte okuduk. Sürükleyiciydi...Okurken sonunda ne olduğunu merak ediyorsunuz. Filmden aklımda kalan Richard ve Pi'nin botta yaşadıkları zamanlar yani film afişi. Nasıl izlediysem artık. Kitabın sonundaki Japon adamlar sinir bozucuydu ama Pi'nin verdiği cevaplar çok iyiydi. Zeki çocuk. Bir an annesiyle ilgili olan hikayeyi gerçek zannettim. Ya da gerçekte olabilir, kim bilir?. Hangi hikaye gerçek sizce? Richard Parker ile olan mı, yoksa annesi ile birlikte olan mı? Annesi ile ilgili olan hikaye doğru da acaba yalnız kaldığı için R.P yi mi uydurdu kafasında?Çünkü yaşadığı şeyler inanılmazdı. O etçil ada korkunçtu. Biz küçük birşey yaşayıp psikolojik olarak tamamen çökerken, Pi'nin yaşadıklarının düşünüyorum da bizimkiler ne ki yani... Düşününce güzel ve ilginç bir hayal gücü ile yazılmış. Pi'nin kafa karışıklığında kendimi gördüm. Filmi tekrar izleyip Pi olayını kapatmayı düşünüyorum. Kitapta bazı duyguları yazar çok iyi ifade etmiş. Özellikle korkuyu tasvir ettiği uzun paragraflar var Onları paylaşıp yorumumu bitireceğim. "I must say a word about fear. It is life's only true opponent. Only fear can defeat life. It is a clever, treacherous adversary, how well I know. It has no decency, respects no law or convention, shows no mercy. It goes for your weakest spot, which it finds with unerring ease. It begins in your mind, always. One moment you are feeling calm, self-possessed, happy. Then fear, disguised in the garb of mild-mannered doubt, slips into your mind like a spy. Doubt meets disbelief and disbelief tries to push it out. But disbelief is a poorly armed foot soldier. Doubt does away with it with little trouble. You become anxious. Reason comes to do battle for you. You are reassured. Reason is fully equipped
Life of PiYann Martel · Seal Books · 2006723 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2019 3. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2019 23:14
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki bu kitap burada neden 0 alıntı ve 0 inceleme ! Üzüldüm bu duruma. Neyse kitaba döneyim Kitap dört bölümden oluşuyor. Uzunuzadiye konuları anlatamam ama şunları belirtebilirim. Cinsellik ne kadar az konuşulabilen bir konuysa şiddete dönüşmüş hali de o kadar az konuşulmakta. Bu da toplumda varolan cinsiyet asimetrisini pekiştiren bir zemin yaratmakta. Neyin cinsellik olduğu, neyin cinsel şiddet olduğu konusu hem bu konuda kafa yoranlar açısından, hem de derinlemesine düşünmeyenler açısından çok bilinmeyenli bir denklem. Bu konuşmama tavrı devam ettiği müddetçe de, denklem çözümsüzlüğe mahkum gözüküyor. Bu bakımdan, Jane Gallop’un Cinsel Tacizle Suçlanan Feminist kitabının okunmaya, üzerinde düşünmeye, konuşmaya ve tartışılmaya değer bir çalışma olduğunu düşünüyorum.Jane Gallop, iki öğrencisi tarafından cinsel tacizle suçlanmış ve çalıştığı üniversite tarafından bu sebeple soruşturma geçirmiş Amerikalı feminist bir profesör. Soruşturma sonucunda Jane Gallop’un cinsel tacizi gerçekleştirmediği fakat üniversitenin “rızaya dayalı gönül ilişkilerini reddeden” politikasını ihlal ettiği saptanmış. Cinsel taciz ve hatta iddiası bile, Jane Gallop’un da ifade ettiği gibi, her durumda sansasyona açık bir konu, bütün travmatik ve ağır sonuçlarına rağmen. Özellikle suçlanan kişinin bir kadın oluşu ve hatta bu kadının kendisini feminist olarak tanımlaması, cinsel taciz iddiasını daha da sansasyonel ve magazinel bir boyuta taşınmaya açık hale getiriyor. Bu yüzden hakkında böyle bir suçlama olan profesör unvanlı birisinin olayı hem unutma hem de unutturmaya çalışmak yerine, üzerine kitap yazarak tartışmaya açması hem kitabı, hem konuyu daha da ilgi çekici bir hale getiriyor. Umarım bu incelemeden sonra benı burada yalnız bırakmaz ve
Cinsel Tacizle Suçlanan FeministJane Gallop · Dipnot Yayıncılık · 201316 okunma