"Etrafımdaki insanlarin yüzlerini süpüren karanlıkla beraber başka zamanda yaşadığından şüphe etmediğim birinin dertleri gelip üstüme kondu. Telaffuz edilemeyecek ne kadar his varsa; 'Bizi izah et, şerh et,' dediklerini duydum. Ama peşinden bir ses daha kendini kuyruk etti bunlara; 'Sen bizi şerh etmesen de, herhangi bir sese minnet etmeden varlığımızı kanıtlayacak kadar karmaşığız..."
"Kendimle temasimi yitirmemeye gayret ederek,içimdeki volkanın ağzına sonradan yaşamaya söz verdigim anları tiktigimi fark ettim. Şu zamana kadar patlamış olsaydı muhakkak duyardım sesini."
"Şarkilar, bizi kucaklayıp bir yere gotureceklerdi bir gün, mutlaka. Orası, belki doğmadan evvel neyi neden bekledigimizi bilmeden oturduğumuz yerdi, belki de hep hayalini kurdugumuz, hep gitmek istediğimiz fakat neresi olduğu hakkında hiçbir fikrimizin olmadığı bir bahceydi. Buna inanıyordum."