Kendimi duyduğum anlar oluyor. Ve insanın hikayesi kendini duymaya başladığında başlıyor. Çünkü kendinden habersiz yürüdüğün yollarda yazılan, yaşanılan, unutulan, tutulan ne varsa öylesine yaşanmış oluyor. İnsan kendini duymaya başladığında bir başkasını da kendini anladığı ölçüde anlamaya, kendini sevdiği ölçüde sevmeye başlıyor. Şimdi anlıyorum ki cidden kendini sevmeyi bilmeyen, kendini duymayan, kendine ait bir şeyi olmayan bir insan nasıl bir toplumda var olabilir yahut nasıl bir insana bir şeyler verebilir? Kendi saldırganlığının farkında olmayan bir insan başka bir insana bundan başka ne verebilir? Kendini hiç sevmemiş biri bir başkasını nasıl sevebilir? Kendine hiç dokunmamış biri bir başkasına nasıl dokunabilir. Aynalara belki bu yüzden daha çok bakmalıyız, ruhumuzun çirkinliği ile yahut ruhumuzda birikenlerle, ruhumuzun güzellikleriyle tanışmak için yalnız.