Nasıl ki futbol hiçbir zaman sadece yirmi iki oyuncunun bir sahada top peşinde koşuştuması değilse tarih de hiçbir zaman sadece geçmişte yaşamış devletlerin öyküsü değildi.Tarih toprağın nasıl sürüldüğü, ekmeğin nasıl pişirildiği,evin nasıl inşa edildiği,annelerin bebeklerinin altını nasıl bağladığı,eğitimin nasıl yapıldığı,bir erkeğin bir kadına aşkına nasıl söylediğiydi.Tarih,insanı insan yapan irili ufaklı olayların topamıydı.Tarih korkaklıktı,cesaretti,ihanetti.
İnsanoğlu öyle acayip bir mahluktur ki,onun öncelik sıralamasında ekmekle,din sık sık yer değiştirir.Karnı açsa,onun için en kutsal mekân midesidir.Ancak bedeninin ihtiyaçlarını giderince,yani dünyalığını kurtarınca,öteki dünya aklına gelir.
Akıp giden yıllar,nedense bir hoşgörü gözlüğü geçiriyordu insanın gözüne,daha bir anlayışla karışlıyorduk geçmişte yaşananları...En çok o zaman duygusallaşıyorduk haliyle...