sueda reyyan, bir alıntı ekledi.
21 May 01:23 · Kitabı okuyor

Kim bilir, nice garipler vardır ki kapıları Ramazan'dan Ramazan'a çalınır.

Ramazanı Nasıl İhya Ederim?, Ahmet Bulut (Sayfa 140)Ramazanı Nasıl İhya Ederim?, Ahmet Bulut (Sayfa 140)
Gülizar Yetim, bir alıntı ekledi.
20 May 18:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Suçlu belli: Ahir zaman!
Uzak yakın insanlar dostlarına, yakınlarına bağlıydılar. Severler, sevilirlerdi. Garipler bilinir, hastalar aranırdı. Zengin de insandı fakir de... Küçüğün küçüklüğü, büyüğün büyüklüğü belli idi. Bir örf vardı. Nesep belli soy belliydi.
Şu kadar yıl aynı binada oturup birbirini tanımayanlar, bakıp görmeyenler, varlığı yokluğu gibi olanlar geldi. İnsan gitti para geldi. Ruh gitti, ceset kaldı. Zevk gitti, şekil kaldı.
Sabır yok, sebat yok. Aceleci ve bitkin bir nesil yetişti.

Suçlu belli: Ahir zaman!

Ramazan Risalesi, Nureddin Yıldız (Sayfa 81)Ramazan Risalesi, Nureddin Yıldız (Sayfa 81)
salih, Gazap Üzümleri'ni inceledi.
20 May 14:46 · Kitabı okudu · 19 günde

"Yakarsa dünyayı garipler yakar." Müslüm Baba 99'da Garipler şarkısını bu kitabı okuduktan sonra yazmış. Kesin bilgi yayalım.
1939 yılında en iyi Amerikan yazar olarak bilinen Steinbeck tarafından yazılan aynı zamanda yazarında en iyi eseri olarak gösterilen bir klasik Gazap Üzümleri..
Steinbeck ile 5-6 ay önce Fareler ve İnsanlar kitabını okuyarak tanışmıştım, o kitabı da çok beğenmiştim, zaten uzun zamandır okumak istediğim bu kitabı da Fareler ve İnsanlar kitabından sonra daha çok merak etmeye başladım. Ve Gazap Üzümleri okuma etkinliği (#28391814 ) vesilesiyle okudum nihayet.
Kitap 1929 Büyük Buhrandan sonra, krizle beraber tarımın kapitalistleşmesi nedeniyle topraksız, işsiz, yoksul ve aç kalan insanların batıya, Kaliforniya'ya yapılan büyük göçe katılan ailelerden biri olan Joad ailesinin, hayata tutunma çabalarını, yaşadıkları sefaleti, zorlukları, çektiği sıkıntıları anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor hani iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Knut Hamsun'ın Açlık kitabı benim için açlığı en iyi anlatan kitaptı, onu da yine böyle bir ramazanda okumuştum, ama bu kitap kesinlikle açlık temasını en iyi işleyen kitap olmuş. Kitap aynı zamanda en azından U.S.A sınırları içerisinde yazılmış olan en iyi kapitalizm eleştirisine sahip kitaptır diye düşünüyorum.
Tom Joad baş karaketimiz tabi ama benim adamım 3. ya da 4. karakter diyeceğimiz Papaz Cosy oldu kesinlikle, Fareler ve İnsanlar'da da daha geri planlarda kalan Slim'i çok beğenmiştim. Yazar bu yan karakterler konusunda çok başarılı anlaşılan. Kitabın çok içeriğine giremedim ama şöyle söylüyeyim bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan ve beni gerçekten çok hüzünlendirdi, çok fazla da sorgulamama neden oldu. Şimdi sırada baş rolünde Henry Fonda'nın oynadığı filmini izlemekte.

Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
16 May 15:28 · Kitabı okudu · 6/10 puan

‘Çalışmak, çok çalışmak gerek. Hiçbir maddi-manevi karşılık beklemeksizin, sadece gönüle hizmet için, gönüller yapmak için, yetimler, garipler, çaresizler, yoksullar, esirler, ezilmişler için daha çok çalışmamız, Dr. Mustafa Tatcı hocamızın dediği gibi, birer vakıf insan olmamız gerek...’’

Başçarşı’da Karşılaşmak, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 24 - Profil Yayıncılık, 2016.)Başçarşı’da Karşılaşmak, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 24 - Profil Yayıncılık, 2016.)
Zehra Kuş, bir alıntı ekledi.
12 May 19:52 · Kitabı okudu · 7/10 puan

"-Ne biçim dünya bu be! İnsanlar aya gidiyor. Elektriğin çevresinde dönen tatarcıklar gibi dünyanın çevresinde vızır vızır dönüyor uydular ama, burada, şu garipler köşesinde ne yasa var ne de zavallıyı koruyan, onu düşünen biri... Elinizden geleni ardınıza koymayın. Gebertin beni. "

Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 21)Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 21)
Hasan Yıldırım, bir alıntı ekledi.
12 May 14:07 · Kitabı okudu

Sen de bir gün anlarsın hayatın cilvesini, zaten garipler yermiş feleğin darbesini.

Leyla ile Mecnun, Burak AksakLeyla ile Mecnun, Burak Aksak

“Dünyada hiçbir şey yokmuş. Hatta daha dünya yokmuş.Yalnızca Allah varmış. Allah bilinmeyi sevdiği için, Bir nur yaratmış yarattığı nura Celal ve rahmet nazarıyla bakıp "Muhammed ol" demiş.”
İskender Pala.
Benim için uzun bir dönem sonunda bitirdim kitabı malesef. Mükemmel bir dille yazılmış. Şiir tadında, kadife gibi yumuşacık bir bülbülün ağzından okuyor, dinliyor olucaksınız. Okurken Mekke’ye Medine’ye gidiyor, bir ağacın arkasından efendimizi izliyor, büyük sahabelerin yanında konuşulanlara kulak veriyor, hüzünleniyor, ağlıyor ve canınız yanıyor. İslam tarihine dair bilmediğim çok şey öğrendim. Okumanız dileğiyle..
“Mirac seven ile sevilenin vuslatıydı. Taif'te kalbi kırılan cana, Cânân'ın lütuf ve ihsanıydı. Ama anlamadığım oydu ki, bir âşık, mâşuka varınca neden geri dönsündü? Sevgilinin kapısına erişince geri dönmek âşıklığı zedelemez miydi? Gaye, sevgiliye varmak ise, vuslattan sonra hasreti kim isterdi? Ama gülüm istemişti. Bütün salih kardeşlerini, Cebrail'i, kendi hamuru olan nuru, kısaca öz vatanı bırakıp yeniden gurbete gelmişti? Düşündüm ve onun bütün insanlardan ve diğer nebilerden neden daha üstün olduğunu anladım. O, garipler garibi arkadaşları için Sevgili'den ayrılmıştı. O inananlarını ateşten korumak için kendini yeniden Kureyş ateşlerinin içine atmıştı. O vahyi tamamlamak, sözü mühürlemek üzere ülvi âlemden süfli âleme tenezzül buyurmuş, ümmeti için yapabileceği en büyük fedakârlığı yapmıştı. Üstelik paha biçilmez bir hediye getirerek. Öyle bir hediye ki hakiki Sevgili'nin aşkıyla bütün arkadaşlarına tek tek yanma fırsatı sunuyor, o aşkın alınlarında nur olarak parlamasına zemin hazırlıyor, günde beş kez Sevgili'yle buluşma imkânı tanıyordu. Hangi yüce sevgili günde beş kez aşığına buluşma vaat eder ki?” (Sy:285)