Selam. Bu gün sizlerle Gizli Tarih hakkında konuşmak istiyorum.
Açıkçası, bu kitap hakkında bir inceleme yazsam konusunu gerçekten anlatıp anlatamayacağımdan emin değildim. O kadar enteresan bir kitaptı ki… İnsanlar “çok garip” dediğinde pek inanmamıştım. Ama sahiden öyleymiş. Yine de, anlatabildiğim kadarı ile anlatayım kitabı.
Kitap, anlatıcımız Richard’ın üniversiteye başlamasıyla açılıyor. Richard, kampüste olağanüstü derecede güzel, mesafeli ve kapalı bir arkadaş grubuna hayranlık duyar. Bu grubun ortak noktası, neredeyse kimsenin kabul edilmediği, son derece seçkin bir Antik Yunanca dersini almalarıdır. Dersi veren öğretmen yalnızca beş öğrenciyi kabul etmekte ve bu öğrenciler onun dışındaki hiçbir derse girmemektedir. Richard, bir kütüphane karşılaşmasıyla başlayan tesadüfi bir zincirin ardından bu derse- ve dolayısıyla bu kapalı gruba- kabul edilir. Böylece zaten sorunlu olan hayatının aslında “aydınlık” sandığı hâlinin, onu yavaş yavaş çok daha büyük ve karanlık bir sona sürüklediğini fark etmeye başlar. Kitap, en başında Bunny’nin öldürüldüğünü söyleyerek başlar; asıl hikâye ise bu noktaya nasıl gelindiğini anlatır.
"Deprendi miserum est." diye bir söz geçiyor kitapta. Kitabı en iyi özetleyen söz. Anlamını söylemek istemiyorum. Söylesem bile sizin için bir şey ifade etmez. Ancak okuyunca beni anlayacaksınız.
(S. 210)
Kitap çok ilgi çekici bir başlangıç yapıyor; ancak ortaları benim için feci şekilde sıkıcıydı. “E iyi hoş da,” dedim, “600 küsur sayfa olacak, ne var ki?” Çok yanılmışım. Kitap bittiğinde kendimi inanılmaz garip hissederken buldum.
Aslında okuduğum şey, Yunan mitolojisinin 20. yüzyıldaki bir yansıması gibiydi. En çok da yazara hayran kaldım. Her karakter birbirinden o kadar farklıydı ki; üstelik bu farklılıklar öyle güzel yansıtılmıştı