Uzunca bir zamandır Yahya Kemal okuyorum. Bazı dostlarım bu hususta abarttığımı söylüyorlar ki haklılar. Ben de herhangi bir mühendislik öğrencisinin bir şair üzerinde bu kadar durmasını abartı olarak yorumlardım. Lakin talebe isek ve talep ettiğimiz ilim, irfansa bu yolda aldığımız malumatların faydalı olduğunu hatırlatmadan geçemeyeyim. Nitekim tarihimizdeki bazı şahsiyetler mübalağa ile anılmayı hak etmişlerdir.
Tarihimizde, daha spesifik olarak edebiyat tarihimizde Ahmed Hamdi Tanpınar’ın yeri birçokları tarafından tartışılmaz bir mevkidedir. Tanpınar’ın hocasının konumu ise şüphesiz Tanpınar’dan daha yüksek bir mertebede yer almaktadır. Zira Tanpınar’ın bilhassa günlüklerinin yayınlanmasından sonra maruz kaldığı eleştiri bir yana hali hazırda hayatta iken zamanın ileri gelenleri tarafından hakkında yapılan yorumlarda Tanpınar’ın yüceltildiği kadar farklı mevzularda da yerilmesine sebep olmuştur. Bu incelememde, Yahya Kemal’i kendisi gibi Türk Edebiyatı’nda önemli bir sima olan talebesi Tanpınar’ın kaleminden çıkmış, Yahya Kemal monografisini inceleyeceğim.
İncelemeye başlamadan önce monografi ve biyografi mefhumları arasındaki farktan bahsetmek gerekirse, monografide ele alınan kimsenin kişiliği, eserleri yahut başarıları özel bir alana indirgenerek incelenir. Biyografide ise anlatılan kişinin yaşamının safhaları üzerinden bir anlatım söz konusudur. Biyografiyi de kendi altında üç kısma ayırabiliriz: Bilimsel biyografi, biyografik roman ve nekroloji. Yahya Kemal monografisine geçmeden önce biyografik inceleme olarak Yahya Kemal’i ele alan eserleri zikretmem gerekir. Zira ben de Yahya Kemal’in hayatını okumaya Tanpınar’ın monografisinden başlamadım.
Bilimsel Biyografik esere örnek olarak Sermet Sami Uysal’ın ‘Edebiyata Adanmış Bir Ömür Yahya Kemal’ kitabını