Kestanecilik fena iş değil! Tabii onların dediklerine uysam, servet de hazır, şan da şöhret de. Şükür, namus ve haysiyet duygumu yitirmedim. Açlıktan ölmenin de bir şeref olduğu anlar vardır. Meyhanede 35 kuruşu bir araya getiremeyenler şimdi gazete patronu, matbaa ve apartman sahibi oldular. Ama ölünceye kadar benimle yüz yüze gelmekten kaçınacak, kendi kendilerini yiyip bitirecekler. Ne uğruna?
Sayfa 76
Sonunda kader yüzüme gülmüştü. Çözüme çok yakındım, biliyordum. Vapurda gazete okurken piyangodan büyük ikramiyeyi kazandığını öğrenen biri gibi sevincimi içimde yaşadım.
Sayfa 68 - Yapı Kredi YayınlarıKitabı okudu
Bir gazete haberinde, restoranları olan, gözleri doğuştan beri görmeyen bir iş adamına; "Restoran zinciriniz var, çok zengin ve başarılısınız, gözlerinizin görmemesine üzülüyor musunuz?" diye sormuşlardı. O da, "Sizin gibi insanlar bana söylemeseydi, ben gözümün görmediğini nereden bilecektim?" diye cevap vermişti. Biz onu kör olarak vasıflandırdığımız ve ona bu isimlendirmeden bahsettiğimiz anda başlar onun körlüğü.
Sayfa 66
-Gazete okumam ben, -Peki ama neden, profesör? -Abuk sabuk şeyler yazıyorlar da ondan...
Sayfa 51
ÖĞÜT (Eleştirilere Karşı)
Keneler ve sivrisinekler Çevrende uçuştuğunda gazete kalabalığıyla Boşuna kafa yorma, tüketme ince sözler Karşı koyma bu kaba gürültüye ve çığırtkanlığa Çünkü mantık da, üslup da sevgili dost O inatçı sürüyü etkilemez Kızmak da boş, fakat kaldır elini ansızın Ve şimşek gibi bir yergiyle onları ez
Sayfa 50 - İş Bankası Kültür YayınlarıKitabı okuyor
Bu evde televizyon yoktur ve hiçbir zaman getirilemez, radyo da yoktur, eve gazete sokmak da yasaktır. Hele politika konuşmak asla hoş görülemez. Moda şarkılar söylenemez, ünlülerden söz açılamaz. Futbol takımı tutulamaz, maç sonuçları alınamaz. Aptallar ülkesinin bu evin içine sızmasına yol açacak hiçbir davranışa izin verilemez. Profesör şaşırdı. Aptallar ülkesi mi? Evet! Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki kapıyı pencereyi sıkıca kapatmazsan Havayla bile içeri girer dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık.
311
Ama, yine de bir çokları için okuma bir hastalık. Böyleleri incelemek, düşünmek, dinlemek, eğlenmek için okumaz; okumak için okur. Ne sanat heyecanı ararlar, ne zekâlarını geliştirme emelindedirler. Çok okurlar, ellerine geçeni okurlar. Sabırsızdırlar, sırtlarından bir yük atmak isterler sanki. Okuduklarını reddetmek veya tartışmak ihtiyacını duymazlar. Kitap kapanır kapanmaz içindekiler unutulur. En büyük zevkleri kitap değiştirmektir. Her matbua'ya saldırırlar. Kimi yarısını okur kitabın, kimi yalnız sonuna bakar. Kimi de bir baştan bir başa okur ( mesela gazete tiryakileri). Okur gibi yapanlar da caba. Hepsi de rüya görür gibi okur.
"Bazı valiliklere, kamu görevlileri -koltuklarının arasında- Zaman gazetesi dışında bir gazete ile giremiyorlar."
Kalktı, askıdaki paltosunun cebinden bir damar gazete aldı, uzattı Mustafa'ya:" işte Turan dergisi! geçen gelişinde lafına etmiştik.. nisan sayısı.." şöyle bir sayfalarını çevirdi. Gözü Sabahattin Ali'nin adına takıldı satırların arasında. Böyle bir dergide Sabahattin Ali'nin adı herhalde Hayırlı anılmayacaktı. Okudu:"bu hezeyanları yazan Sabahattin Ali, bugün kültür işlerinin mühim bir mevkiinde Mararif vekili Hasan Ali'nin şahsi sempatisi sayesinde , batırmak istediği Türk milletinin parasıyla rahatça yaşamaktadır" batırmak istediği Türk milleti haaa! hangi toplumcu ,Türk milletinin mutluluğu için işkencelere göğüs germekten yilmiştir bugüne kadar? Hele Sabahattin Ali. Pırıl pırıl yıldızlarıyla hep halkının geleceğini Işık tutmayı düşünmedi mi? Bilgisizlikten kurtulup, insan gibi yaşaması için savaşmadı mı?
Sayfa 224Kitabı okudu
Eğer Türkiye, kendi kimliğini ve milli kültürünü geliştirerek modern dünyada bağımsız bir milli devler olarak ortaya çıktıysa, bu başlıca eğitim, gazete ve kuşak içinde sivrilen aydın liderlerin çabaları sayesinde olmuştur. Başka bir deyişle, Türkiye bağımsız ulus devleti varlık ve gelişimini, devlet ve toplumu tam olarak Batılılaşma idealini benimseyen seçkin bir zümrenin liderliğine borçludur.
250 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.