Locke Lamora'nın Yalanları tamamıyla adı ile dikkatimi çeken bir kitap olmuştu. Aynı şekilde serinin adı (Centilmen Piçler) ve konusu da bir o kadar hoşuma gitmişti. Seriyi tamamlar tamamlamaz ilk kitaba başladım ve beklentilerimi oldukça karşıladı. Locke'ın karakterini okur okumaz gözümde direk Kargalar Meclisinden Kaz Brekker canlandı ki Kaz'ın zekasına ve kendisine oldukça hayranımdır. O yüzden Lamora'yı sevmek benim için çok kolay oldu. Bu sebeple Lamorayı hep aşırı kurnaz,hayatta yenilmez,süprizlere uğramaz, her ihtimali düşünen biri olarak düşündüm ama her seferinde onun da sadece bir insan,kusurları olan bir karakter olduğunu hatırlattı bana yazar ve bu da karakteri daha gerçekçi kıldı. Tabii ki tek sevdiğim karakter Locke olmadı,o ve grubu Centilmen Piçler oldukça eğlenceli bir gruptu. Ama favori ikilim Locke ve Jean Tannen oldu. Kitabın içeriğine değinirsek o konuda oldukça şaşırdım çünkü yazar oldukça farklı bir dünya ve bir nevi kast sistemine benzer farklı bir toplum oluşturmuş. Bu yüzden de betimlemenin bol olduğu ve her ayrıntının tek tek özenle işlendiği bir kitap olmuş.Anlatılan o tuhaf yemekler bile gözümde iştah kabartan bi sofranın canlanmasına sebep oldu.Ayrıca bu yüzden olsa gerek dilinin de çok basit olmadığını söyleyebilirim.Kitap geçmiş ve şimdiki zaman olarak ikiye ayrılmış. Geçmişe dönülüp çetenin bugün ki halini almasına yol açan eğitimleri ve ustaları Zinciri barındıran kısımlar benim favorimdi. Son yarısında oldukça şaşırdığım ve heyecanlandığım bir kitap oldu. Sonu hiç beklemediğim şekilde bittiğinden dolayı daha da memnunum. Eğer öyle olmasaydı benim için sonu tahmin edilebilir basit ve sıkıcı bir kitap olacaktı ama şimdi diğer iki kitabı sabırsızlıkla okumayı bekliyorum.