GBade

GBade
“Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez.”
Reklam
6/10
·306 syf.·
2019 11. kitabı
Netflix bu kitabı film yapmadan önce,yazarı ülkemize imza gününe gelmesine rağmen pek dikkatimi çeken bir kitap olmamıştı. Filme olan aşırı ilgi ve çoğunlukla olumlu yönde ki kitap eleştirileri almamı sağladı. Ama en önemlisi kitabı okumadan önce filmi izlemek istemedim. Kitaba gelirsek tam olarak hayal ettiğim şekilde olmayıp beni pek tatmin etmese de yine de beğendim diyebilirim. Ben gerilim ağırlıklı,çok heyecanlı bir kitap beklemiştim oysa ki daha çok geçmişe yönelik anılarla doluydu. Bundan pek şikayet etmiyorum çünkü kitabın temelindeki olayı anlamak için olayın nerede ve nasıl başladığını bilmeniz lazım. Ama biraz daha aksiyon ve gerilim olabilirdi. Bunun dışında dili oldukça kolay ve akıcıydı. Zaten bu akıcılığı olmasa sıkılabilirdim. Fakat itiraf etmem gerekirse oldukça etkilendim. İnsanların görme yetisi yerinde olmasına rağmen göz bağlarını takıp yaşamını korku dolu bir şekilde sürdürmesi beni oldukça etkiledi. Belki de kendimi o an kitabın içinde buldum ve o şekilde yaşamak nasıl olurdu diye düşündüm. Artık okurken ne hissettim tam olarak bilmiyorum ama beni gerdiği kesin. Duygulandığım,daha farklı olsaydım dediğim kısımlar oldu. Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama kalemini sevdim diyebilirim diğer kitaplarına da bir şans verebilirim çünkü bu kitabının konusu özgün ve değişikti. Öyle çok bayıldığım bir kitap olmasa da yine de okunabilecek tarzdaydı ve belki de benim gibi yer yer gerilebileceğiniz bir kitap olabilir.
KafesJosh Malerman · İthaki Yayınları · 201814,7bin okunma
9/10
·580 syf.·
2019 9. kitabı
Locke Lamora'nın Yalanları tamamıyla adı ile dikkatimi çeken bir kitap olmuştu. Aynı şekilde serinin adı (Centilmen Piçler) ve konusu da bir o kadar hoşuma gitmişti. Seriyi tamamlar tamamlamaz ilk kitaba başladım ve beklentilerimi oldukça karşıladı. Locke'ın karakterini okur okumaz gözümde direk Kargalar Meclisinden Kaz Brekker canlandı ki Kaz'ın zekasına ve kendisine oldukça hayranımdır. O yüzden Lamora'yı sevmek benim için çok kolay oldu. Bu sebeple Lamorayı hep aşırı kurnaz,hayatta yenilmez,süprizlere uğramaz, her ihtimali düşünen biri olarak düşündüm ama her seferinde onun da sadece bir insan,kusurları olan bir karakter olduğunu hatırlattı bana yazar ve bu da karakteri daha gerçekçi kıldı. Tabii ki tek sevdiğim karakter Locke olmadı,o ve grubu Centilmen Piçler oldukça eğlenceli bir gruptu. Ama favori ikilim Locke ve Jean Tannen oldu. Kitabın içeriğine değinirsek o konuda oldukça şaşırdım çünkü yazar oldukça farklı bir dünya ve bir nevi kast sistemine benzer farklı bir toplum oluşturmuş. Bu yüzden de betimlemenin bol olduğu ve her ayrıntının tek tek özenle işlendiği bir kitap olmuş.Anlatılan o tuhaf yemekler bile gözümde iştah kabartan bi sofranın canlanmasına sebep oldu.Ayrıca bu yüzden olsa gerek dilinin de çok basit olmadığını söyleyebilirim.Kitap geçmiş ve şimdiki zaman olarak ikiye ayrılmış. Geçmişe dönülüp çetenin bugün ki halini almasına yol açan eğitimleri ve ustaları Zinciri barındıran kısımlar benim favorimdi. Son yarısında oldukça şaşırdığım ve heyecanlandığım bir kitap oldu. Sonu hiç beklemediğim şekilde bittiğinden dolayı daha da memnunum. Eğer öyle olmasaydı benim için sonu tahmin edilebilir basit ve sıkıcı bir kitap olacaktı ama şimdi diğer iki kitabı sabırsızlıkla okumayı bekliyorum.
Locke Lamora'nın YalanlarıScott Lynch · İthaki Yayınları · 20201,364 okunma
6/10
·377 syf.·
2018 14. kitabı
Uzun bir aradan sonra Ölüm Oyunları serisinin üçüncü kitabını bitirdim. Bilmeyenler için Ölüm Oyunları serisi romantizm ve polisiyenin harmanlandığı bir seri. Bu yazarın kitaplarına kadar daha önce bu ikiliyi aynı anda okumamıştım ama okuduktan sonra fena olmadığını düşünüyorum. Bu serideki olay her kitapta,bir önceki kitaptaki yan karakterlerin baş karakter olması. Yani ana olay karakterler arasında aktarılıyor. Bu seride de önceki kitaplarda Pierce ve Logan'ın arkadaşı Ajan Tessa James ile Pierce'in kardeşlerinden dedektif Matt Buchanan arasında geçen romantizm ve kriminal olayları okuyoruz. Şu ana kadar seride ki en sevdiğim çift bu ikisi oldu. Aynı zamanda meşhur Buchanan erkeklerinden de en sevdiğim yine Matt oldu. Karakterlerin birbirleriyle bağlantısı olması benim için gayet güzeldi böylece kitap bitse de karakterlerin hayatında neler olmuş onu da görüyoruz. Ama Pierce ve Madison yerine daha çok Amanda ve Logan'ı görmek isterdim ben. Tıpkı daha önce ki kitaplar da olduğu gibi bunda da katili gözümüze soktu yazar. Hiç şüpheli bile göstermeden bir kişiye odaklanılması bu seride en sevmediğim kısım. Yani sizin acaba kim diye iki-üç kişi arasında gitmenize gerek bile kalmıyor. Zaten her şey bir kişiyi işaret ediyor. Ve yine katil de başrolde ki kişinin geçmişinden biri çıkıyor. Anlayacağınız farklı karakterlele aynı olay kısır döngü gibi baştan yaşanıyor bir nevi.Akıcılık yönünden ikinci kitaba göre çok daha iyiydi. Ama bazen Tessa'nın gelgitleri,ne istediğini bilemeyişi sıkmadı değil. Neyse ki Matt'de peygamber sabrı vardı yoksa çekilecek gibi değildi yani. Genel olarak diğer kitaplara oranla romantizmin daha yoğun olduğu ve kurgunun aynı şekilde yaşandığını söyleyebilirim. Ödüllü bir yazar olduğunu göz önünde bulundurarak bir okumanızı tavsiye ederim.
Küller ve AnılarLena Diaz · Eksik Parça · 201380 okunma