Her şeyi bir yas perdesinin arkasından görmek zayıf ruhlara özgü bir şeydir; kendi ufkunu yaratan ruhun kendisidir; ruhunuz üzüntü içinde, size fırtınalı gökyüzü yaratan da işte o.
Her yerde olduğu gibi en süslü kadınların en yaşlılar, en çirkin kadınların kendilerini büyük bir inatla gösterenler olduğu fark ediliyordu. Eğer güzel bir beyaz zambak, hoş ve güzel kokulu bir gül var ise onu aramak ve eşarplı bir anne ya da başına cennetkuşu tüyü takmış bir teyze tarafından bir köşeye saklanmış bu gülü keşfetmek gerekiyordu.
-Hayret! Öyle çok şeyin kabul edildiği bir çağda yaşıyoruz ki!
-Bu tümüyle çağın kusuru.
-Bunu değiştirebileceğinizi mi ileri sürüyorsunuz?
-Evet, beni ilgilendiren konularda.
Bir insanı ilk kez gördüğünüzde ona karşı koyulmaz bir yakınlık duyduğunuz, onu uzun zamandır tanıdığınızı sandığınız, kendi kendinize onu nerede ve ne zaman görmüş olduğunuzu sorduğunuz, ne yeri ne zamanı anımsayamadığınızda bunun önceki yaşamınızda olabileceğine inanmaya başladığınız ve bu yakınlığın sadece ortaya çıkan bir anı olduğunu hissettiğiniz olmadı mı?