Elindeki telefonu bir kenara bıraktı ve gözlerinin ilk ulaştığı yer camdan dışarıydı.
“Neden böyle yaşamalıyım?” düşüncesi aklından geçiyordu. “Neden ben olmalıydım?” diye delice düşünüyordu ama manasızdı. Bir fikirden doğmuştu kendisi ve amacına ulaşmalıydı. İmkânsızı başardı; yaratıcısının beceremediği o iki adımı atıp kapıdan dışarı çıktı. Umursamadı mutfağı, umursamadı salonu; tek hedefi evden ayrılıp asfalta adımını atmaktı.
Hedefine vardı ve yürümeye devam etti. Yürüdü sokaklarda, döndü bilmediği köşeleri ama her gördüğü yol puslu, belirsiz ve karanlıktı. Netliği umursamıyordu; çevresindeydi gözleri, bir kızı arıyordu arzuları ve bulmalıydı güzeli. Yürüdü yollarda, döndü karanlık köşeleri; marketleri geçti, petrolleri geçti ve bazı mağazalar vardı, onların da netliği belirsizdi.
Sonunda estetik olarak uygun bulduğu bir kızı gördü. Yanına yaklaştı ve dedi ki:
— Merhabalar, nasılsınız?
— İyiyim de, amacınız?
Parayı uzattı:
— 500.000 TL’m var, 10 günlük benim ol.
— … … …
Sorusu cevapsız kaldı aslında, çünkü yaratıcısı bilmiyordu cevabı. Ama bir müddet sonra, bilinçaltı şekillendirdi:
— Tabii olur ama nasıl? Önce öde, sonra kabul.
— İşte para, al buyur. Müsaitsen eve buyur.
Zaman geçti, güneş gitti hava siyah, geceleşti. Kız geldi; erkek bendim, hayallerim gerçekleşti…
Tabii bunlar bilinçaltı, gerçekliği sular altı.
İstiyorum bir kız ben; düşünce ve yapı ayrı…