O yüzden diyorum ki, bizim ülkede tarih arayacaksanız Lin bey oğlum, kitaplara bakmayacaksınız. Ama bir insan yüzünde, eski bir yapıda, bir sokakta ya da şu önünüzdeki fotoğraf gibi bir kartpostalda, yüz yılı bir anda kavramanıza yetecek onar yıllık ayrıntılar bulabilirsiniz.
Bendeniz, bir sessiz film piyanisti gibi dışardan eşlik ettin olaylara. Hayat, büyük hesabıyla akıp giderken ben, karanlık odalarda, ince dökümlerle uğraştım. Ta gençliğimden başlayarak.
Ben, beni bir daha ele geçirsem,
-âbıhayat içersem demiyorum-
kapılar bir daha açılsa
ben bu haneye bir daha girsem
yaşardım yine böyle kanrevan içinde
yine böyle aşk ile sersem,
ben, beni bir daha ele geçirsem...
Bilmezdim evet.
Aşık olmanın nasıl hissettirdiğini hiçbir zaman bilmeyen bir kadındım ben.
Sevilmek için kendimden uzaklaşıp başka bir ruha kucak açmayı bilmezdim.
Kalabalıklarla ve bir insanla nasıl başa çıkılır bilmezdim.
Sevmek neden böyle zor bilmezdim.
...Ve öğrendim
Çocuk ve kardeş sevgisinin tüm sevgilerden daha iyileştirici olduğunu öğrendim .
Bir insanla başa çıkmayı, onun için kalabalıklarla yüzleşmeyi öğrendim.
Sevilmek için binbir türlü insan hallerine bürünüp mutlu edebilmeyi öğrendim.
Sevmenin kolaylığını öğrendim.
...kücük bir çocuk ve bir kız kardeş sayesinde
Koyup zarfın içine
Üstünü acıyla pulladım
Sana bir sevinçlik
Menevişli kuş yolladım
Son kuşlarımdı bunlar
Dedim telef olmasın
Geçti artık göğsümde
Kuş barınmaz anladım
youtu.be/NlE9BVFL4nw