"Don Kişot gibi, Karamazof Kardeşler gibi büyük sayılarca okunan kitaplar da değerli olabiliyorlar. Yalnız bunların yığınlarca beğenilmesi, onların gerçekten seviyeli olmalarından çok, halkı oyalayacak yöntemi de içermelerine dayanmaktadır.
Kaldı ki, kalabalığın o yapıtları beğenisi ile azlığın beğenisi arasında da ayrılık vardır. Yığınlar, DonKişot’un değirmene saldırması karşısında kaba kaba sırıtmaya hazırlanırken, azlık, o olayda, insanlığı kemiren dertlerin depreştiğini görmesini bilir."
Rüştü Onur’un, gerçekten rahmetli Rüştü Onur’un şu “Memnuniyet” şiiri usumdan hiç çıkmayan bir şiirdir :
Benden zarar gelmez
Kovanındaki arıya
Yuvasındaki kuşa;
Ben kendi halimde yaşarım
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşüm caddelerde
Memnuniyetimden;
Ve bu çılgınlık delicesine
İçimden geliyor.
Dilsiz değilim susamam
Öyle ölüler gibi
Bu güzel dünya ortasında.
Ben bu şiiri, heceyle aruzun o bilinen seslerinden kendini kurtarmış saydığım gibi, onda, özgür şiirlerin pek azına nasip olan bir sağlamlık da bulurum. Bundan başka; şairin, dizelerinde, yinelemelerle düş aşırılıklarına yer vermeyişi, ileri bir anlayışı ortaya koymaktadır."
"Bilinç verilerinin duyu verileriyle pek öyle ilişiği bulunmadığı yerleşmiş bir kanı olarak görünmekle lirik şiir yazanların alışverişlerinin de zihinle değil, gönülle olabileceği sanılmaktadır.
Bu düşüncenin savunucularından Fransız şairi Max Jacob Genç Bir Şaire Öğütler adlı kitabında lirikliğe kaynak olarak bilinçaltını gösterirse de bunun denetimli bir bilinçaltı olduğunu da belirtir."