24 Haziran'da YALLAH ARABISTAN'A demeye az kaldı...zamanında gezi parkı yüzünden dolar arttı diyenler nerdeler şimdi ? bak gece gece dolar sahura kalktı tl'yi yiyor...BOZULMUŞ DÜŞMANLAR YEL GİBİ KAÇAR YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA !

Sefer Fındık, Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'yi inceledi.
21 May 21:43 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yılbaşı gecesi Tarlabaşı sokaklarında işlenen bir cinayeti araştırıyor Başkomiser Nevzat. Cinayet tam bir sır perdesi. Bir okuyucu olarak katili tahmin edemedim kimsenin de edebileceğini düşünmüyorum açıkçası. Ahmet Ümit güzel gizlemiş.

Tarlabaşı hakkında da ayrıntılı bilgiler veriliyor. Geçmişi, bugünü, halkı hakkında bilmediğim şeyler öğrendim. Ayrıca gezi parkı olaylarına da yer verilmiş. Bu da hoşuma giden şeylerdendi.

Kitap gayet sürükleyici. Okumayı bıraksanız bile aklınız kalıyor. Polisiye türünün üstünde bir kitap. Okuyun, okutun arkadaşlar tavsiyedir.

Cennet, Handan'ı inceledi.
30 Nis 19:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tarihe ışık tutması açısından okurken iyi ki yazılmış dediğim bir roman.. yıllar sonra gezi parkı direnişi neydi? Neden başladı? anlamak için herkesin okumak isteyeceği bir roman.. Teşekkürler Ayşe Kulin..

Ben karşının ölüsüyüm…
“Terörist” dediğiniz Kürt. Küfür ettiğiniz Ermeni...

Evini aldığınız Rum, kovduğunuz Çingene, hor gördüğünüz Arap…

Kapısı işaretlediğiniz Alevi, camını kırdığınız Hrıstiyan, korkuttuğunuz Süryani… Ötekileştirdiğiniz beriki…

Ben karşının ölüsüyüm…

Yaktığınız ormanım ben, ezdiğiniz karınca, zehirlediğiniz köpek…

Yuvasından ettiğiniz kuş..

Tarlada çürüttüğünüz mahsul…

Sömürdüğünüz emek, çaldığınız yetim hakkı…

Kirlettiğiniz duayım…

Ben karşının ölüsüyüm…

Termik santral için talan ettiğiniz Karadeniz yaylasıyım, altın için delik deşik ettiğiniz Kaz Dağları…

AVM için yıkmaya çalıştığınız Gezi Parkı

Kuruttuğunuz dereyim, kestiğiniz zeytin ağacı…

Ben karşının ölüsüyüm…

Taciz, tecavüz ettiğiniz kadınım ben…Tecavüzcüsünü salıverdiğiniz çocuk…

Bıçakladığınız LGBTİ…

İtip kaktığınız evsiz…

Kaderine terk ettiğiniz yaşlı, odalara kilitlediğiniz kimsesiz çocuk…

Ben karşının ölüsüyüm…

Ermenek’te yetim kalan çocuk, Soma'da tekmelenen madenci, Reyhanlıda elini göğe açan anne…

Oğlunu mezara koyan babayım. Babasıyla tek fotoğrafı mezar başında olan çocuk…

Evladının kemiğini soran Cumartesi annesi…

Ben karşının ölüsüyüm…

Buzlukta bekletilen Cemile'nin asılı kalan bakışlarıyım…

Panzer ardında sürüklenen Hacı Birlik'in annesinin gözyaşı…

İki aydır oğlunun cenazesini almak için çırpınan Aziz’in babasının kederi…

Ben karşının ölüsüyüm…

Meryem ananın elindeki beyaz mendil

Ata Önder’in dilindeki ısrar

Ethem’in inadı, Ahmet’in gülüşü, Hrant’ın delik ayakkabısı…

Veysel’in hiç binemediği bisikleti…

35 günlük bebeğin acısıyım…

Ben karşının ölüsüyüm…

Döve döve öldürdüğünüz Ali…

Başından vurduğunuz Berkin…

Çırılçıplak soyduğunuz Kevser…

Roboski’de 50 lira için öldürdüğünüz köylü

Suruç’ta oyuncak götüren genç…

Ben karşının ölüsüyüm…

Hani şu öldüre öldüre bitiremediğiniz

Hani itip kalktığınız… Hani yok saydığınız… Hani yok etmek istediğiniz.. Hani yok edemediğiniz…

Öldürmeye doymadığınız… Usanmadığınız, utanmadığınız…

Hani şu öldürmekle korkutamadığınız…

Bitiremediğiniz, ezemediğiniz…

Susturamadığınız…

Susturamayacağınız

Sevda katıl, Geyikli Park'ı inceledi.
21 Nis 06:10 · Kitabı okudu · 25 günde · 8/10 puan

Geyikli Park'ta da Çanakkale Savaşın'dan Gezi Parkı'na; Chicago'dan Tokyo'ya bir sürü kapıdan geçtim, bir sürü farklı zamana gittim.
Herkesin; özellikle Çanakkale Savaşının anlatıldığı bölümleri; mutlaka okuması gereken yakın tarihimizi ilginç anektodlarla anlatan bir kitap Geyikli Park.

Alaz Yeral, bir alıntı ekledi.
13 Nis 13:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"...Hiçbirini iplemediler valla..."
Evladım gözünü kaybetmişsin daha ne konuşuyorsun diyecektim, izin vermedi Keto.
"...Metronun çıkışındaki büyük çınarın altında geceliyorduk, hani şu köşedeki en büyük ağaç. Uyuduğumuz yer yani... Büyük bir uyku tulumumuz vardı. Pirana, Musti, ben kıvrılıp yatıyorduk içinde. İşte bir sabah... Sabah dediysem güneş filan doğmadan ha... Düşmana baskın verir gibi senin polisler saldırdı. Otuz çadır ya var, ya yok. Döverek çıkardılar o abileri, ablaları... Ama harbi çocuklarmış yılmadılar."
"Ne yılması be..." diye Pirana başladı yine. "Aslanlar gibi karşı koydular... Ama çok polis vardı."
Gezi Parkı'nda neler yaşandığını hatırlıyordum, korkunçtu. Hükümet acımasızca sürmüştü bizim çocukları göstericilerin üstüne. Hepimiz için utanç vericiydi. Bir kez daha anlamıştık ki bir ülkede otoriter bir yönetim varsa ilk kaybeden polis teşkilatı olurdu.

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet ÜmitBeyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Alaz Yeral, bir alıntı ekledi.
13 Nis 13:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Gözü nasıl kör oldu Pirana'nın?"
"Sizinkiler yaptı Başkomiserim. Polisler..."
Elindeki pamuğu burnuna dayayan Pirana, usulca başını sallayarak sessizce onayladı arkadaşını.
"Ne... Ne zaman?" diye kekeledim. "Ne zaman oldu bu?"
"Geçen Haziran... Şu parkta..."
Neden bahsediyordu bu çocuk?
"Taksim'deki parkta..."
"Gezi Parkı'nda... Geçen yaz..."
Sonunda jeton düştü.
"Gezi Parkı Direnişi'nde mi? Senin ne işin vardı orada?"
"Yemek vardı, giyecek veriyorlardı, kot pantolon, tişört filan..."
"Evladım, bunlar için gidilir mi oraya? Cehennem gibiydi park..."

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet ÜmitBeyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Eda CELİK, Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'yi inceledi.
12 Nis 14:34 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabıydı Beyoglu'nun En Güzel Abisi... Sokak dili cok kullanilmasina rağmen çok akıcı ve surukleyici bir kitapti. Yılbaşı gecesi Tarlabaşi'nda bulunan bir erkek cesedi (Engin) ile başlayıp, başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali'nin katili bulmaya çalışırken yaşadığı olaylar, araştırdığı kişiler ve onların hayatları ile devam edip ara sıra gezi parkı olaylarına da değinilen, zaman zaman Ali ve Zeynep'in asklarinin dile getirildigi, sonunda katilin hiç ummadığım bir kişi çıkması ile sonuçlanan güzel surukleyici bir polisiye roman... Tavsiye ederim...

Ozan Emre Arıkan, Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'yi inceledi.
10 Nis 00:08 · Kitabı okumadı · Beğendi · 7/10 puan

Kitap Başkomiser Nevzat’ın hikayesinin köküne inse de diğer kitaplarına nazaran tarihi betimlemelerden uzaklaşarak işin polisiye kısmına odaklanmış bir kitap. Kabadayıların ve esnafın lakapları bana Yeşilçam filmlerini hatırlattı, diğer yandan da Beyoğlu’nun mimari, tarhii ve kültürel yapısı olabildiğince doğru tasvir edilmiş. (İstiklal Caddesinin asıl sorunlarına da değinilmiş. Bkz: Gezi Parkı, Demirören gerçeği...) Başta da dediğim gibi daha da ön plana çıkarılmış bir Nevzat gördük bu kitapta. Spoiler vereceğim ama şunu da ekleyeyim, sonu biraz sönük bitti, yani sırf bitirilmek istenmiş ve bitirilmiş gibi. Ama yine de sonuna gelene kadar olan hikaye ilgi çekici. Eğer polisiye, tarih veya gündelik konulardan bahsedilmesini seviyorsanız bu kitap size göre :)