• Gezi Parkı Direnişi' inde mi? Senin ne işin vardı orada?"
    -Yemek vardı, giyecek veriyorlardı, kot pantolon, tişört filan...
    "Evladım, onlar için gidilir mi oraya? Cehennem gibiydi park..."
    -"Sizinkiler gelene kadar öyle değildi." Sizinkiler çok kötülük yaptı insanlara. Hepsi okumuş abilerdi onların, hepsi iyi insanlardı. Ağaçlar için gelmişlerdi oraya..."
    Ahmet Ümit
    Sayfa 139 - Everest Yayınları
  • Taksim Gezi Parkı Direnişi beklenmedik bir anda ortaya çıktı, beklenmedik bir biçimde gelişti ve beklenmedik sonuçlar verecek...
    Bu kitapta değerli bilim insanı Prof. Emre Kongar olayın evrensel ve ulusal boyutlarını toplumbilimsel açıdan irdeliyor.
    Araştırmacı gazeteciliğin başarılı ismi Aykut Küçükkaya Direniş'i gün gün belgeliyor.
    Gezi Direnişi, "Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı" bir Türkiye'yi yaratan olayın, tweet'ler ve fotoğraflarla zenginleştirilmiş başucu belgeseli...
    Cumhuriyet gazetesi arşivinden çok özel fotoğraflar...
    Gün gün yaşananlar... Kim ne dedi? Gazeteci, sanatçı ve ünlülarin tweet'leri...
  • Ben karşının ölüsüyüm…
    “Terörist” dediğiniz Kürt. Küfür ettiğiniz Ermeni...
    Evini aldığınız Rum, kovduğunuz Çingene, hor gördüğünüz Arap…
    Kapısını işaretlediğiniz Alevi, camını kırdığınız Hrıstiyan, korkuttuğunuz Süryani… Ötekileştirdiğiniz beriki…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Yaktığınız ormanım ben, ezdiğiniz karınca, zehirlediğiniz köpek…
    Yuvasından ettiğiniz kuş..
    Tarlada çürüttüğünüz mahsul…
    Sömürdüğünüz emek, çaldığınız yetim hakkı…
    Kirlettiğiniz duayım…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Termik santral için talan ettiğiniz Karadeniz yaylasıyım, altın için delik deşik ettiğiniz Kaz Dağları…
    AVM için yıkmaya çalıştığınız Gezi Parkı…
    Kuruttuğunuz dereyim, kestiğiniz zeytin ağacı…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Taciz, tecavüz ettiğiniz kadınım ben…Tecavüzcüsünü salıverdiğiniz çocuk…
    Bıçakladığınız LGBTİ…
    İtip kaktığınız evsiz…
    Kaderine terk ettiğiniz yaşlı, odalara kilitlediğiniz kimsesiz çocuk…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Ermenek’te yetim kalan çocuk, Soma'da tekmelenen madenci, Reyhanlıda elini göğe açan anne…
    Oğlunu mezara koyan babayım. Babasıyla tek fotoğrafı mezar başında olan çocuk…
    Evladının kemiğini soran Cumartesi annesi…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Buzlukta bekletilen Cemile'nin asılı kalan bakışlarıyım…
    Panzer ardında sürüklenen Hacı Birlik'in annesinin gözyaşı…
    İki aydır oğlunun cenazesini almak için çırpınan Aziz’in babasının kederi…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Meryem ananın elindeki beyaz mendil
    Ata Önder’in dilindeki ısrar
    Ethem’in inadı, Ahmet’in gülüşü, Hrant’ın delik ayakkabısı…
    Veysel’in hiç binemediği bisikleti…
    35 günlük bebeğin acısıyım…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Döve döve öldürdüğünüz Ali…
    Başından vurduğunuz Berkin…
    Çırılçıplak soyduğunuz Kevser…
    Roboski’de 50 lira için öldürdüğünüz köylü
    Suruç’ta oyuncak götüren genç…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Hani şu öldüre öldüre bitiremediğiniz
    Hani itip kalktığınız… Hani yok saydığınız… Hani yok etmek istediğiniz.. Hani yok edemediğiniz…
    Öldürmeye doymadığınız… Usanmadığınız, utanmadığınız…
    Hani şu öldürmekle korkutamadığınız…
    Bitiremediğiniz, ezemediğiniz…
    Susturamadığınız…
    Susturamayacağınız…
  • Sevgili 1000k sakinleri,

    Taksim Gezi Parkı tarafında "Beyoğlu Sahaf Festivali" var. İlgili arkadaşlara duyurulur. Benim bildiğim kadarı ile 7 Ekim Pazar gününe kadar açık, siz yine de bir haberleri kontrol edin.

    Bir de tasarıma meraklı arkadaşlar vasa İKSV Tasarım Bienali başladı, 4 Kasım'a kadar sürecek.

    İlgilisi için link: http://aschoolofschools.iksv.org/tr/
  • kitabın bir edebi değeri yok sadece gezi parkı eylemlerinde yaşananları birebir ve gün gün aktardığı için tarihsel bir eser olabilir. eminim 50 yıl sonra bu direniş tarih kitaplarına girdiğinde yaşananları MEB eserlerindense Emrah Serbes'in bu kitabından okuyup öğrenmek daha doğru olacaktır. bu noktada başarılı ve zekice bir iş yapmış oluyor yazarımız.
    gelelim eleştiri oklarımızı germeye; yazar müthiş bir ticari zekaya ve iflah olmaz bir popüler olma kaygısına sahip. yerin yerinden oynadığı sırf İstanbul Gezi Parkında değil, ülkemizin dört bir yanında bu eylemlerin yaşandığı yüksek tansiyonlu bu dönemden hemen ticari olarak nemalanmış. aceleye getirilmiş 'olmamış' bir kurguyu muhalif kesimin çok ilgisini çeken adeta namusu sayılan bu gezi olaylarını hemen kitabına döşemiş . karakter çözülümleri olmamış, olaylar kopuk kopuk, final olarak tatmin edici bir son yok. eeee neden yazmak için yazıyorsun öyleyse?
    neden yazmasın, zaten 'bu adam alışveriş listesi yazsa okurum' diyen fanatik bir kitlesi var. küfür koydum eylemlerden bahsettim tamam okuyucumu tatmin ettim demektense, neden biraz yaptığın işe saygı duyarak en azından olay kurgusuna özenmiyorsun?
    neden özensin? berbat romanları milyonlarca okunmuş kendisi birazda siyasal görüşünden ötürü toplumun bir çok kesimince putlaştırılmış. milyonları yakından ilgilendiren gezi direnişlerini kağıda aktarmış, birkaç karakter serpiştirmiş al sana klasik bir Emrah Serbes romanı ve okuyucuları da övgüler yağdırmış.
    ve daha niceleri. eser beni konusu ve işleyişi bakımından ''off ergen ergen günceler'' diyerek sıkmaktan başka birşey katmadı ancak gezi dönemi eylemlerini merak ediyorsanız okumalısınız.
  •  “Terörist” dediğiniz Kürt.  Küfür ettiğiniz Ermeni...

    Evini aldığınız Rum, kovduğunuz Çingene, hor gördüğünüz Arap…

    Kapısı işaretlediğiniz Alevi, camını kırdığınız Hrıstiyan, korkuttuğunuz Süryani…   Ötekileştirdiğiniz beriki…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Yaktığınız ormanım ben, ezdiğiniz karınca, zehirlediğiniz köpek…

    Yuvasından ettiğiniz kuş.. 

    Tarlada çürüttüğünüz mahsul…

    Sömürdüğünüz emek, çaldığınız yetim hakkı…

    Kirlettiğiniz duayım…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Termik santral için talan ettiğiniz Karadeniz yaylasıyım, altın için delik deşik ettiğiniz Kaz Dağları…

    AVM için yıkmaya çalıştığınız Gezi Parkı…

    Kuruttuğunuz dereyim, kestiğiniz zeytin ağacı…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Taciz, tecavüz ettiğiniz kadınım ben…Tecavüzcüsünü salıverdiğiniz çocuk…

    Bıçakladığınız LGBTİ…

    İtip kaktığınız evsiz…

    Kaderine terk ettiğiniz yaşlı, odalara kilitlediğiniz kimsesiz çocuk…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Ermenek’te yetim kalan çocuk, Soma'da tekmelenen madenci, Reyhanlıda elini göğe açan anne…

    Oğlunu mezara koyan babayım. Babasıyla tek fotoğrafı mezar başında olan çocuk…

    Evladının kemiğini soran Cumartesi annesi…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Buzlukta bekletilen Cemile'nin asılı kalan bakışlarıyım…

    Panzer ardında sürüklenen Hacı Birlik'in annesinin gözyaşı…

    İki aydır oğlunun cenazesini almak için çırpınan Aziz’in babasının kederi…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Meryem ananın elindeki beyaz mendil

    Ata Önder’in dilindeki ısrar

    Ethem’in inadı, Ahmet’in gülüşü, Hrant’ın delik ayakkabısı…

    Veysel’in hiç binemediği bisikleti…

    35 günlük bebeğin acısıyım…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Döve döve öldürdüğünüz Ali…

    Başından vurduğunuz Berkin…

    Çırılçıplak soyduğunuz Kevser…

    Roboski’de 50 lira için öldürdüğünüz köylü

    Suruç’ta oyuncak götüren genç…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Hani şu öldüre öldüre bitiremediğiniz

    Hani itip kalktığınız… Hani yok saydığınız… Hani yok etmek istediğiniz.. Hani yok edemediğiniz…

    Öldürmeye doymadığınız… Usanmadığınız, utanmadığınız…

    Hani şu öldürmekle korkutamadığınız…

    Bitiremediğiniz, ezemediğiniz…

    Susturamadığınız…

    Susturamayacağınız…