Bastığımız toprağın bağrında atalarımızın tozlarının da bulunduğunu, dünyanın başına gelen her şeyin bizim de başımıza geleceğini, dünyaya tükürürsek kendimize tükürmüş olacağımızı çocuklarımıza öğretmemiz gerek.
Tarihin başını tutan insanla karşılaştırdığımızda, tarihin şu anını yaşayan bizler muazzam bir kültürel, dinsel ve bilimsel birikime sahibiz. Ama üzüntü veren şey, bütün bu birikime rağmen; aramızdaki ilişkileri hâlâ şiddete, yok etmeye, sömürmeye ve birbirimiz üzerinde tahakküm kurmaya çalıştığımızdır. İnsanlığın ortak geleceği için girdiğimiz bu yolun bizi selamete çıkarıp çıkarmayacağını sorgulamaya açmamız gerekiyor. Bu topyekün bir sorgulama olmalıdır; zira öyle bir ilişkiler ağı içinde bulunuyoruz ki başımıza gelecek felaket içimizden sadece günahkarların canını yakmayacaktır.