fark etmemiş gibi yaptığım yaşam arzularımı sessizlik içinde ortaya çıkardığını, onlara şefkat gösterdiği beliriyor zihnimde elimde olmadan.
ve bu da, yine bana acı vermeye başlıyor.
neden bu suretimi ondan gizleyemedim?
ne kadar da zayıfım…
Kendimi aynı anda hem kalabalığın bir parçası gibi hissediyor hem de bu kalabalığa bir kulenin tepesindeymişim gibi yukarıdan bakabiliyordum.
Güneşin yükselmesiyle sayıları giderek çoğalan insanlar dar sokaklara, çıkmaz sokaklara, caddelere, meydanlara yayılıyordu: gözlerdeki sığırcık sürüleri gibi birleşiyor, ayrılıyor, daimi bir hareket içinde formlar oluşturuyorlardi.
Hepimiz, babam, ben, işçiler, çöpçüler, polisler, serseriler, hemşireler, çaresizler, sadece benim bilincinde olduğum dev bir organizma oluşturuyorduk..