...Sonra bir sabah, dedi, gözlerimi açtım ve inan bana acıdan kalkamadım. Sanki ağır bir levha ya da bir taş göğsümü sıkıştırmış gibiydi, nefes alamıyordum. Beni aniden öyle bir çarptı ki babamın artık hayatta olmadığını sanki ancak o zaman anladım.
Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yokluk ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor.