gilliamsbird

gilliamsbird
@gilliamsbird
Troçki gibi bunlar da o sırada her türlü uzlaşma ve birlik fikrinin imkânsızlığını anlamıyorlardı. Sosyalizm için devrimci mücadele yürütmek, sözleriyle eylemleri birbirini tutmayan oportünistlerin aslında burjuvaziye hizmet ettiğini ve proletarya davasına ihanet içinde olduğunu en sert biçimde göstermek gerekiyordu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bütün uluslar sosyalizme varacaktır; bu kaçınılmaz, ama hepsi aynı yoldan değil. Her biri demokrasinin bir biçimine, proletarya diktatörlüğünün bir çeşidine, sosyalist dönüşümlerin toplumsal yaşamın farklı alanlarından etkilenme derecesine, öyle ya da böyle kendilerine ait bir şeyler katacaktır. Geleceğin görünümlerini 'tarihsel materyalizm adına' tekdüze bir griye boyamak kadar, teorik açıdan ilkel, pratik açıdan gülünç bir şey olamaz. Sonuçta ortaya çıkan, ancak kötü bir Suzdal sıvası olur. (Eserler, c. 23, s. 58) Sosyalizmin inşası tek başına bir ekonomik yapılanma meselesi değildir. Ekonomi, sosyalist yapılanmanın sadece temeli ve öncülüdür. Sosyalist yapılanmanın düğüm noktası, bütün toplumsal dokuyu baştan ve yeniden yapılandırmada, onu sosyalist devrimci demokrasi temelinde yeniden inşa etmektedir.
"Kapitalist toplum temelinde kalıcı bir barış inşa etmek olanaksızdır; bunun için gerekli koşullar sosyalizm tarafından yaratılacaktır. Kapitalist özel mülkiyetin ve buna bağlı olarak halk kitlelerinin mülk sahibi sınıflar tarafından sömürülmesinin ve bunun yanı sıra ulusal baskının ortadan kaldırılmasıyla sosyalizm, savaş sebeplerini de ortadan kaldırmış olacaktır. İşte bu nedenle kalıcı barış mücadelesi ancak sosyalizmin gerçekleşmesi için verilecek mücadele ile mümkün olabilir." (Eserler, 3. Rusça basım, c. XIX, Ek, s.434) Bu bildirgeyi siperlerde dağıttıkları gerekçesiyle, Mayıs ayında Almanyada üç subay ve otuz iki asker kurşuna dizildi. Alman hükümeti, kitlelerin devrimcileşmesinden korktuğu kadar başka hiçbir şeyden korkmuyordu. Kienthal Konferansına sunduğu önergelerde, RSDIP Merkez Komitesi, özellikle kitlelerin devrimcileştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekiyordu. Şöyle deniyordu: "Zimmerwald manifestosunun, işçilerin başka bir şey için değil kendi davaları için fedakârlık yapmaları gerektiğini söyleyerek devrime işaret etmesi yeterli değildir. Kitlelerin tutması gereken yol, onlara açık ve belirgin bir şekilde gösterilmelidir. Kitleler nereye ve neden gideceklerini bilmelidir. Savaş sırasında devrimci kitle eylemlerinin, başarıyla devam ettirildikleri takdirde, emperyalist savaşı sosyalizm yolunda iç savaşa dönüştüreceği açık bir gerçektir ve bunu kitlelerden gizlemek zararlıdır.
Mesele, herhangi bir şekilde birlik kurmak değil; şovenizme karşı devrimci mücadele için, egemen sınıflara karşı proletaryanın ödünsüz mücadelesi için bir araya gelmekti.
Hegel haklıydı: Hayat çelişkilerle ilerliyor ve canlı çelişkiler, insan zihninin ilk başta kavrayabileceğinden daha zengin, daha çeşitli ve güçlü oluyor.