Çünkü her şeye rağmen sevilemeyendi, çünkü tüm hayatı ona bunu göstermişti ve kendisi gibi sevilemeyenler, bu dünyaya yalnızca şanslıların, sevilenlerin mucizevi bir şekilde yoksun kaldığı tüm o acıları toplamak için konulmuşlardı
O zamanda yaşayanlar da aynı insanlar, kendileri miydi? Nereye kaybolmuştu o insanlar? Tekrar gelecekler miydi? Yoksa artık bambaşka kişiler mi olmuşlardı? Sonra o insanların gitmekten ziyade içlerinde durduğunu, tekrar su yüzüne çıkma, bedenlerini ve zihinlerini ele geçirme firsatı kolladığını düşünürdü. Şimdilik bastırılmış kimlikler olabilirlerdi ama hep yanlarındaydılar.
Mutlu musun? diye sordu bir kere Jude'a (sarhoştular her halde).
Mutluluk bana göre değil galiba, dedi Jude nihayet, sanki Willem canının çekmediği bir yemek teklif etmiş gibi. Ama tam sana göre Willem.
Ömrüm, diyecek içinden, ömrüm. Ama bundan ilerisini düşünemeyecek ve bu sözcüğü zikir gibi, lanet gibi, telkin gibi tekrarlarken, büyük acılarda yolu düştüğü, hiç uzakta olmadığını bildiği fakat sonrasında hiç hatırlayamadığı dünyaya dalacak: Ömrüm.