“Biraz cilve aşkın biberi tuzu Sanki biraz naz ediyorsun ama Senin bana gönlün var gibi, gibi..😎 Yüzüme karşı "Git", diyorsun ama.. Sanki gözlerin "Kal", der gibi, gibi… 🥰”
Müzik
Herkes kendini anlatır sen hiçbir şey söylemedin Sesler rüzgara karıştı sen topraktın çiğnemedim Saçından güneş mi doğdu gecem niye böyle gün gibi? Bakma bana öyle zalim git de bir aynaya bak! der gibi
Müzik
Reklam
“Bana uzun uzun sarıl bi sarıl olur mu kocaman ve uzun” dedi. Olur dedim ama sstım yüzümü. Noldu neden astın yüzünü diye sordu.. “Sarılamama ihtimalini düşündüm bi an.” dedim. “Sarılırız”dedi. Birine inanmak tam olarak tek bir kelimeden ibaret işte. O bana sarılamama ihtimalimize rağmen “sarılırız” dedi diye içimi doldurdum umutlarla.. Uzun uzun sarıl kocaman dedi ama ben bi kaç saniyeye bile razıydım. Ha şimdi ha birazdan diye diye gün bitti. Gözlerinin içine baktım uzun uzun anlar mı diye ama anlamasına gerek yoktu ki bilirim en az benim kadar beklediğini o anı,bıraksam oracıkta sarılırdı bilirim ama işte Eylül hanım insan dip dibeyken de böyle hasret kalmayala imtihan edilirmiş bu hayatta. Burun buruna da yüreğine düşermiş kor ateşte şifası yanındayken bir damla suyuna muhtaç kalırmış insan böyle sevince. Açsam kollarımı, Sarsam dört bir yanını, Doldursam gönlümce seni içime, Akıtsam neyim var neyim yok arınsam kokunda, Şifa bulsam nefesinde, Huzura ersem göğüs kafesinde dedim her gözlerine uzun uzun baktığımda. Oracıkta herkesin içinde Allah biliyor ya nasıl seviyorum ben bu adamı diyip içimdeki özlemle kocaman sarılmak istedim her gözüne baktığımda. Sarılamadık bugün.. Son ama kadar bekledim. Kapının dışına çıkıp giderken camına baktım dönüp dönüp gel sarılamadık küçücük sarılayım öyle git der gibi bakar mı umuduyla ardıma baka baka bıraktım onu orda. Kime neye kızıyorsam bi hırsla bastım geldim sonra. Saatlerdir düşünüyorum. Kimi suçlamam gerektiğini bulamıyorum. Söylesene Eylül; Sarılırız dedi de sarılamadık diye ona mı kızayım, Hadi bi fırsat buldum gel sarılalım diyemedim o fırsatı bulamadım diye kendime mi kızayım, Yazılan kadere mi isyan edeyim, Burnumun ucundayken,kokusu içime dolarken dokunmayı haram kılan ama sevgisini de yüreğime dolduran Rabbime mi
30 MAYIS 1924 - Fikriye Hanım'ın Ankara'da intiharı. Ve Mustafa Kemal'in kendisi için yazdığı şiiri: "İçsem de bir kadeh hayat iksirinden, zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye’den. Bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden, Ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninden." Fikriye Hanım, Münih'ten İstanbul'a döndükten sonra, Atatürk'ün Ankara'ya gelmesine izin vermemesi üzerine kısa bir süre İstanbul'da kalmış, daha sonra Gelibolu'ya giderek, eskiden tanıdığı bir ailenin evinde bir sene kadar misafir edilmiştir. Ancak 1924 yılı mayısının sonlarında, başkasına ait bir nüfus cüzdanını kullanarak Gelibolu'dan İstanbul'a, oradan da Ankara'ya gelmeyi başarmış, 30 Mayıs günü Atatürk'le görüşmek üzere Çankaya'ya gitmişti. Köşke varışında bu arzusunun yerine getirilemeyeceği kendisine söylenildiği zaman, geri dönmek üzere -beklemekte olan- payton'a binmiş, payton'da, yanında taşıdığı tabanca ile intihar etmiştir. Fikriye Hanım’ın intiharı Latife Hanım biz gençlere diyor ki: “ATATÜRK, MİLLETİNİ ÇOK AMA PEK ÇOK SEVİYORDU. HAYATINI TÜRK MİLLETİNE ADAMIŞTI. SEVİLMEYİ DE AYNI DERECEDE İSTİYORDU. SİZ GENÇLER, O’NU SEVMEK, O’NU SEVDİRMEK İÇİN MÜTEMADİYEN O’NDAN BAHSEDİNİZ, O’NA DAİR YAZINIZ.” FİKRİYE HANIM’IN İNTİHARINI ATATÜRK’ÜN ENİŞTESİ MUSTAFA MECDİ BEY’İN HATIRATINDAN DİNLEYECEĞİZ: —“ Benim bildiğim ve gördüğüme göre, ATATÜRK ‘ün şahsi sebeplerde en çok üzüldüğü, müteessir olduğu olay, FİKRİYE ‘nin intihar edişidir. Bizim ailece FİKRİYE dediğimiz bu çok güzel hanım, ATATÜRK ‘ün üvey babasının erkek kardeşinin kızı olmak dolayısıyla, bilhassa ZÜBEYDE Hanım’ı sık sık ziyarete gelir, AKARETLER ‘deki evimizde günlerce misafir kalır ve bu arada MUSTAFA KEMAL PAŞA ’yı da bir ağabey gibi sever, sayar, her hizmetinde bulunurdu. Hele nikâhlanarak birlikte gittiği bir MISIR ‘lı ile harem
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... Israrla; “Siz Kuran’ı anlayamazsınız, Kuran anlaşılmaz, herkes anlayamaz, siz ayeti boş verin rivayetler, alimler ne diyor ona bakın...” türküsü çığıranlar bunu rastgele değil kurgulanmış bir projenin eseri olarak söylüyorlar. Çünkü onlarca yazıda pek çok örnekle verdiğimiz gibi Müslüman: “Yahu acaba ne yazıyormuş şu kitapta bir bakayım” deyip eline alsa, tılsım/düzen bozulacak. Adam diyecek ki; “Yahu baksana burada şöyle şöyle yazıyor…” 300 değil 500 tane de meal olsa, hepsinde de aynı çevrilecek pek çok ayet Müslümanı düşünmeye itecek ve bunların merdiven altı imalatı, Çin malı uydurma dini sarsılacak. Gemi su almaya başlayacak. Bu adam hiç der mi; “Açın bakın Kuran ne diyor, okuyun tefekkür edin” diye? “En güzeli bizim mezhep/tarikat/cemaat, Allah’ın en halis dostu bizim şeyh” diyen adam git de Bakara 165, 166, 167 Zümer 3, Yunus 18, En-Am 94’ü oku der mi hiç? Ama az kaldı. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Bizler görmeyiz ya şöyle bi 2-3 nesil sonra durum çok farklı olacak gibi geliyor bana. Çünkü gemi delindi ve su almaya başladı. Sizin tahliye pompalarınızın kapasitesi ise giren suyu yenemiyor. Batış yakındır. Ben denizciyim. Bu işleri iyi bilirim. METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 36
Her şey rağmen yaşamak
Bazen bir tek sen olursun sade hayatında. Çünkü hayallerinle yalnızsındır ve o hayaller sana aittir. Bazen başkaları eşlik eder hayallerine, bazen sade sen varsındır. Kimi hayallerinin peşinden git der, kimi seni yalnızlaştırır. Oscar Wilde bir şiirinde yalnızlıktan şöyle bahseder: "Oysa herkes öldürür sevdiğini. Kulak verin bu dediklerime. Kimi bir bakışıyla yapar bunu, kimi dalkavukça sözlerle. Korkaklar öpücük ile öldürür Yürekliler kılıç darbeleriyle Kimi gençken öldürür sevdiğini Kimi yaşlı iken Şehvetli ellerle boğar kimi Kimi altından ellerle Merhametli kişi bıçak kullanır Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur Kimi yeterince sevmez Kimi fazla sever Kimi satar Kimi de satın alır Kimi gözyaşı döker öldürürken Kimi kılı kıpırdamadan Çünkü herkes öldürür sevdiğini Ama herkes öldürdü diye ölmez" Fakat an gelir, ummadığın yerden umutlanırsın. Pembe düşler gibi sıcak bir heyecan alır yüreğini, bahar dalları gibi çiçeklenirsin. Pembe çiçekli basma kumaş gibi sarar tüm bedenini, pespembe düşlerin gerçek olduğu an..... SONNUR SEVER
Reklam
Reklam