BENİM BİR YOLUM VAR! .
Bu dünyaya,,,,, Beklenti olmaya, Başkası olmaya, Ezberlere uymaya, Hep aynı şarkıyı duymaya GELMEDİM.. Hep yük taşımaya, Öylesine yaşamaya, Hızlıca olup bitmeye, İdare etmeye, GELMEDİM.. . BENİM BİR YOLUM VAR! (Tamamı aşağıda) . . . Ben biliyorum yolumu, anlamıyorlar. Yoruldum diyorum, dinlemiyorlar hiç.. Sıkıldım diyorum,duymuyorlar.. Tokum diyorum, büyük lokmalar veriyorlar.. Yokum diyorum,olman gerek diyorlar.. Gitmek isteyince kapıları kilitliyorlar.. Kalmak isteyince kendi yollarını övüyorlar.. "Halim yok"dedikçe,yeni haller yukluyorlar.. Bildiklerini anlatıyorlar,ezberlerini öğretiyorlar.. . BİR YOLUM VAR BENİM!!
Gitmek istiyorum, ben. Öyle uzak olmasına falan gerek yok. İnsana uzak olsun yeter.
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bazen hiç beklemediği anda bir helallik isteyip gitmek gerek…
Sevmek dedim yoluna ölmek dedi….
Sevmek Dedim Yoluna Ölmek Dedi… Sevmek dedim. Yoluna ölmek dedi. Yol dedim. Alıp başını gitmek dedi. Gitmek dedim. Bir Ahh çekip dostlardan ayrılmak dedi. Dost dedim. Durdu bana baktı, dost diye mırıldandı. Yüreğime nasıl koysam bilemediğim dedi. Yürek dedim. Dünyaları içine sığdıramadığım dedi. Dünya dedim. Hayatın bir yüzü dedi. Yüz dedim. Ardında ne gizli bilemediğim dedi. Giz dedim. Hep çözmeye çalıştığım dedi. Çalışmak dedim. Bitmeyecek öykü dedi. Öykü dedim. Binlercesini içimde gizliyorum dedi. Gizlemek dedim. İşte, her şeyin bitimi dedi. Sevda dedim. Ellerimde bir çiçekle Peşinden koştuğum dedi. Koşmak dedim. Hayat, bir maraton dedi.
Duygu ve Düşünce
Buralara hep toprak yağıyor, yağmur yerine Yağmur yağan bir yerlere gitmek gerek
ne yapacağını bilememek...
mesela, rengarenk pabuçlarını bir kenara koydu diyelim yine de karşısına geçip birtakım şeyler söylemeye devam ederler, noktalama işaretlerini de üzerine üzerine fırlatmayı eksik etmeden. belki dalgın birkaç adım gelip söndürüverir başının ucundaki sessiz lambayı. onu da bilemez. saat ne kadar geçmiş, gündüz ne kadar olmuş ve gece saçını başını hangi dilde çekiştirmiş, hiç önemsemez o zaman. yine de ağlar ama. ama bu sefer biraz sessiz kalır yatağın ağladığı tarafı. bir dilsiz ne kadar dilsizse o kadar ruhsuz olur o da. kimisi özürlerinden muafken kendisi de özrü sebebiyle sürekli özür dileyen birer yorgun oluverir başının ucunda. bilmediği bir dili dokunur birisi ona. sonra sabaha kadar o bilmediği dili sayıklar mesela. içinde ağırlığınca kara bir kedi, içinde beceriksizce kırdığı tüm çanak tabaklar... içer ve içer, dün kadar uzun olan ama onunla birlikte dil dökmeye devam eden üzüntüleriyle birlikte. işine gider sonra. gücü de yetmez ama olsun, gitmek lazımdır. insanlığından kovulmuştur nasılsa. neyse ki sokaklardan geçebilir hala. ağzında kaybettiği ?tüm?lerin paslı tadıyla bile olsa... kediler de sığmadı zaten içine. bağırsın o zaman, "beni niye insandan yapmadınız?" diye. uzaktan da olsa akrabasıymış yaşam. yine de içinde yaşamak geçen bir iş bulamadı ona. hala hasbıhal ettiklerine göre ölmemiş demek. önce önündekini bitirmesi gerek. tabağında dünya var. artık açılması lazım. artık kalksın ve bilsin ki kimse gelmiyor bu yere. kendi kendine çalıp duran şu nakarattan da sıkıldı zaten artık. her duyduğunda kendine savaş açıyor. iyisi mi sızılarını mırıldansın o. ipinin ucu gitsin dursun. ağır olmasın hiç. kapılardan baksın, içeri girmesin. davet edilirse "yüküm ağır!" der. sonra kimse aramaz zaten. bütün benliği korkmuş meğer. bekliyor, musluk üzerine
İnsan ve Duygular