Can Yücel
Fazla kurcalamayın hayatı; vicdanınız temizse, yüreğiniz de güzelse, yaşayın gitsin işte.

Makalenin devamı -Sezai Karakoç-
Bizden daha canlı, bizden daha cıvıl cıvıl olan bu gök varlığı orucun susadığı su, acıktığı yemek nedir öyleyse?
Şairin, şair için dediği:
"Cins şaire mahsus yiyecekler.
Deniz yosunları mavilik medüzaları tarzında,
Oruca, gök şahidi oruca mahsus besinler,
Yükseltilen dualar, derinleşen secdeler,
Kur'an sesiyle aydınlanan ikindiler,
Allah adıyla diriltilen geceler" diyebiliriz belki.

Evet. Oruç da susar, oruç da acıkır. Orucun susadığı ve âb-ı hayat gibi kanamadığı su, Kur'ân sesi, acıktığı namaz, örtündüğü merhamet, kuşandığı giyindiği, Allah adının yükseltilmesi, yani cihattır.

Ve orucun da iftarı vardır. Oruç müminin kalbinde iftar eder. Onun sofrasında, işte saydığımız, göğe mahsus yiyecekler bulunur.

Yalnız, insan orucu özlemez, oruç ise insanı özler. Ramazan ayı gelince sıla-ı rahim edenler gibi, meleklerin bile önünde eğildiği insana koşar. Oruç, insana acıkır ve koşar gelir.

Oruç geldi, öyleyse oruca yemek taşımalı, su sunmalı, orucun lambasını yakmalı, örtüler atmalı üzerine ki geldiğinden daha zengin gitsin. Verdiğinden daha çok alsın. Yanına gideceği eski oruçlara katacağı, söyleyeceği çok şeyler bulunsun. Çağımız Müslümanlarının portresini eski çağ müminlerinin portrelerinin yanına çizecek ya, bizim öyle bir portremizi çizsin ki ilerde gün olur ki, o portreyi bize gösterirler, utanmayalım o zaman ondan.

Oruç geldi, ondan bize ölümsüz bir şeyler katılacak demektir. Giderken, bizden de ona ölümsüzleşecek birkaç şey katılmalı.

""Minik kuş"", bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Dünya dönsün,insanlar gitsin ya da gelsin.Sadece sen hep kal,hiç değişmeden ,çikarsız ve sebepsizce kal."

Çürük Vişne 1, Emine TavuzÇürük Vişne 1, Emine Tavuz

Yetiştirme Yurdu Sosyal Sorumluluk Projesi
Arkadaşlar merhaba,

Hani hep bas bas bağırırız ya dünya adil değil adaleti savunuyorum bir gün adalet yerini bulacak bulmalı diye. İşte dünya hiçbir zaman adil olmayacak arkadaşlar. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım dünya hiçbir zaman adil olmayacak. Neden mi başlayayım size 23 Nisan güncemi anlatmaya.

Ama öncelikle etkinliği başlatmam sonrasında gözlerimden kaynaklı sıkıntıdan dolayı siteye giremeyecek olmamdan dolayı, etkinliği sonlandırmama izin vermeyip hediyelerin bana ulaşmasında ses kayıtları aracılığı ile kargo numaralarını iletip, etkinlik için büyük bir çaba sarf eden, katılımcılara mesaj yağdırmalarından dolayı hesapları kitlenmiş olmasına rağmen pes etmeyen, sizlerle aramda büyük aracı olan Ceren ve Kevser e çok teşekkür ederim. Siteye girip kaçamak yapmayayım diye hesabıma el koyup şifremi değiştiren Ceren sana ayrıca selamlarımı saygılarımı takdim etmiştim zaten :)

Evet… Büyük gün gelmişti, yarın 23 Nisan olacak ve ben, koskoca gülen minik suratlarda farelerin yediği dişlerle beraber, doyasıya kahkahalar atacak eğlenecek yuvarlanacaktım. Gönderdiğiniz her bir hediyeler, daha da kocaman gülümsemelere sebebiyet verecekti. Milyon kere detayların üstünden geçtim, boyama kitaplarını, oyuncakları kaç kere döküp kaç kere kolilere yeniden yerleştirdim, çocukların karşılaştıkları anda tepkilerini kaç kere hayal ettim, kaç kere liste yaptım inanın bilmiyorum. Heyecandan midemde uçuşan kelebeklerden tutun, acaba mutlu olacaklar mı soruları kafamın içinde döndü durdu…

Saat sabahın 6 sı oldu ve ben, kesik kesik uykularla atlattığım gecenin sonunda, işe giderken kibrit çöpü sıkıştırmayı düşündüğüm göz kapaklarıma inanamadım. Gözler fal taşı içimde çocukluğumun bayram coşkusu. Sanki stadyumda bando takımına komut vermeye gideceğim. Abarttığımı düşünmeyin gerçekten inanılmaz derecede içimi mutluluk kaplıyor bu projelerde. Neyse, bugün 23 Nisan neşe doluyor insan melodisiyle apartman sakinlerini rahatsız etmekten çekinmediğim gürültülerle paldır küldür eşyaları arabaya taşımaya başladım.

Piknik alanını çocukların güvenliği açısından bin bir izinle, polis özel harekat piknik alanını ayarlamıştım ve tek başıma zorlanacağımı düşünerek birkaç kağıt kürek prosedüründen sonra zoraki onaylarını aldığım üç arkadaşımı alarak yola çıktım. İçimizde coşku, dilimizde bayram şarkısı ve çocuklarla kavuşma heyecanı ile ulaştık piknik alanımıza. Jet hızıyla ayarladığımız kamelyalarımızı başladık bayraklar, balonlar ve rüzgar gülleri ile süslemeye. Birine oyuncakları yığdım, birine parmak boyalarından el baskısı yapacağım kocaman bezi serdim birine kum boyama faaliyet malzemelerini koydum, birine yemek malzemelerimiz derken bölüm bölüm ayırdım. Salata bardaklar tabaklar mangal her şey tamam gelsin minikler derken ‘’ Biz geldik kapıdayız’’ diye bir telefon geldi.

Hemen müziği açıp uçarcasına koştum kapıya. Çığlık çığlığa çocuklar. Tek tek servisten kucaklayarak indirdim, yanlarında gelen 4 sorumlularıyla onların tabiri ile ‘’Anne’’ leri ile beraber alanımıza gittik. Palyaçonun seslenişiyle beraber hepsi gelir gelmez park alanına koşuşturdular, Barış Manço’dan tutun Aleyna Tilki’ye kadar zıpladılar, oynadılar, eğlendiler. Bir cimcime var ki içlerinde, daha geleli iki gün olmuş iki gündür ne gülmüş ne konuşmuş zaman geçtikçe başladı beni kahkahalarla gıdıklamaya. Sınıf sorumluları ‘’çok teşekkürler size, ilk defa burada gülümsedi, konuştu’’ dedi ve o an içimdeki tarif edilemez mutluluk ve hüznü anlatmaya kelimelerim yok.
Bu arada daha hediyelerine götürmedim çocukları çünkü önce yaşasın yemek yemekkkkkkk :)

Köfteler mis gibi pişti, masa hazırlandı, güle eğlene yemek yiyoruz derken, bir miniğin babasını abisini özlediğini söyleyerek ağlamasıyla boğazımda oluşan düğümler artmaya başladı. Teselli etsem ne diyeceğim ki? Neyin tesellisi olur ki bu, diğer çocuklar etkilenmesin diye kucaklayarak parka götürdüm salıncakta salladım kafasını dağıtmaya çalışayım derken, o günden beri dağılmış olan kafamı hala toplayamadım. Neyse bir iyi, bir kötü yedik yemeklerimizi. Şişti minik göbüşler derken sıra geldi yüz boyama ve balon şekillendirme oyunlarına. Ben hayatımda balonları patlatırken gülme krizine girmemiştim ta ki bu miniklerle beraber olana kadar  Aaaaaa o da nee oyuncak kamleyası bizi bekliyorrr saldırınnnnnnnn :) Öyle bir koşuşturma öyle bir hengâme mutluluktan delirmişliğin resmi bu olsa gerek, ama şartım vardı. Herkes herkesin oyuncağı ile oynamalıydı, paylaşıma çok açık çocuklardı. Delirdiler oyuncaklara kitaplara boyalara. ‘’Bunların hepsi bizim miiiii? ‘’ ‘’eve mi götüreceğizzzz’’ sorularına bıkmadan usanmadan milyon kere evet dedim. Biraz oynadıktan sonra sırayla oyuncakları, poşetlere, kolilere geri yerleştirdik. Kendi elleriyle hevesle topladılar. Bir kaçı ellerindeydi, servislerine yükledik.
Koştuk geri oyunlar oynamaya, üstümüz başımız çamur olsa da kahkahalarımız eksik olmadı, sakarlıkta kimseye birinciliği bırakmayan ben, pat kendimi yerde buldum ve delirmişçesine yankılanan gülüşmeler hala kulaklarımda. Gıdıklama meraklısı olan cimcime ben yerdeyken bu fırsatı bırakır mı başladı gıdıklamaya, öylemiii gel bakalım dediğim gibi yatırdım yere. Sen misin beni gıdıklayan, sonra diğerleri toz toprak olduk iyice. Sırada el baskısı var koşunnnnn tren oluyoruz, minik eller anlam buluyor. Ben de dahil hepimiz rengarenk bastık ellerimizi kocaman ellerle dolu fonumuz oldu.

Her yerimiz boya, çamur, kum, toz. Ne demişler ‘’Kirlenmek güzeldir’’. Gerçekten de kirlenmenin en güzel haliydi bu. Ellerin yıkanma yaş pastaların mideye inme vakti…Haydi tren olup koşuyoruz pastaya ve koca koca dilimler midede 

En sevmediğim an ayrılık vakti  Her ne kadar gülsek, eğlensek, koşsak, zıplasak bile dönüşte ailelerinin yanına değil de, o yuvaya göndermek içimiz sızlattı. Dudakların büzüşmesiyle tek tek kocaman öpücüklere boğarak oturttum servis koltuklarına servisten indiğim her an, o geri çağırışlar içimi parçaladı, servisin hareket edip minik ellerin üzgün el sallayışları, kiminin ağlayışları sonrasında biriktirdiğim içime attığım yaşlar hıçkırıklara boğularak aktı.

Bu sonucun karşısında rahat olur mu hiç içim? Etrafı toparladıktan sonra eve giderken değiştirdim güzergahımı, yurda koştum. Onların beni fark etmesiyle başlayan çığlıkları koşuşturmaları sarılışları size anlatamam. Hepsi oyuncakları ile oynuyordu, gittiğimde bahçedelerdi. Öğretmenleri o kadar memnunlardı ki serviste başlamışlar mutluluklarını anlatmaya ve hiç susmamışlar.

Gitmeye yeltendiğimde sıcak bir sarılış, evine götür evimiz olsun dediği an parçaladı beni. Ne cevap verebilirdim ki yanaklarımın içi ısırmaktan bir hal oldum. Benim evim yok sana oyuncaklar alabilmek için işe gidiyorum, orda kalıyorum para kazanıp sizlere oyuncak getireceğim dedim.
Bir başkası yatağından bahsetti benim böyle güzel yatağım yok dediğimde, ikimizin olsun o zaman beraber uyuyalım dedi.
Biri beni İstanbul’a götür dedi, sen nerden biliyorsun İstanbul’u bakayım diye yanaklarını sıktım, anneannem ordaydı şimdi kimse yok ama dedi yıkıldım.
Biri resmimiz olsun dedi açtık kamerayı çektik. Sonrasında, ‘’beni unutma ama’’ deyişi bir başkaydı.

Bir anne değilim, ya da yaşı başını almış hayat üniversitesi okumuş biri de olmayabilirim ama en güzel gülüşün masum bir çocuğun, en güzel sarılışın nereye giderse gitsin akşam döndüğü yer yuva olan çocuğun sarılışından başka bir şey değil. Evet her çocuk özel ve güzel ama bu başka, acımak mı asla değil. Gram acımadım aksine kendime geldim. Bu bağlanış onlara şükür sebebim, bu ayrılmak istemeyiş, beni bırakma deyiş, bundan sonra kendimi onlara adayacak olmam. Hayattaki boş şeylere kapılıp sonu olmayan yollarda yürümektense, minik ellerin desteği ile atılan sağlam adımlar benim hedefim.

Her birinize ne kadar teşekkür etsem az, tek başıma yetemezdim ama sizlerle birlikte çocukların en güzel hayalleri olan oyuncaklara boğduk onları, dün yurt müdüründen sınıf sorumlulularından teşekkürler yağdı onun mutluluğu içindeydim, derken bugün yurt müdürü çocukların beni sorduğunu bu pazar tekrar beni beklediklerini söyleyince dünyalar benim oldu, içim umut huzur doldu. O yüzden kargo gönderen, göndermek isteyip gönderemeyen herkese teşekkür ederi. Hayatımda yaşadığım en güzel 23 Nisana sebep oldunuz.

Artık istediğim zaman onlara gidebileceğim, yoğun prosedürlere gerek kalmayacak. O yüzden kitap kıyafet, oyuncak, iç çamaşırı göndermek isteyen olursa yazmanız yeterli çünkü sanırım her hafta gideceğim.

MİLYONLARCA KEZ TEŞEKKÜRLER 1K AİLEM…

Etkinlikten birkaç resim…
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOy4M.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOuin.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOrmy.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOxl8.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOIRj.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOSyh.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOTOo.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOY2U.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOaAH.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VONm1.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOLIA.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOO6I.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOXyf.png

Nur Akdemir, bir alıntı ekledi.
21 saat önce · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bir kez daha diyeyim: Özenle katlanmış bir mendil gibisin
Sil beni n’olur kırk yıllık kirim pasım gitsin

Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 107)Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 107)
Evren5- Kozmos, Artemis'i inceledi.
 Dün 10:19 · Kitabı okudu · 6 günde · 5/10 puan

+ Andy Marslı kitabın çok tuttu yeniden bir kitap yazsana.
_ Hım tutar mı dersin ?
+ Tutar tutar. İlk kitap Mars'ta geçiyordu. Çok uzağa gitme bence bu sefer de Ay'da geçsin.
_ Tamam konu örgüsü ?
+ Çok özel bir bilimkurgu hayal etmene gerek yok "realistik" bir bilim kurgu olsun, hayal gücüne ya da kendi düşünsel evrenine, ya da sıfırdan bir dünya yaratmana gerek yok. Basit bir öykü düşün. Giriş, gelişme, sonuç üstüne odaklan. Konuyu işlerken farklı bir kaç terminoloji kullan yeter.
_Karakterler ?
+ Marslı'daki hafif ahlaksız ama erdemli baş karakterin çok tutmuştu. Bu sefer daha arsız, daha ağzı bozuk ama günü kurtaran biri olsun, daya küfürleri gitsin...
_ Hım, oldu sanırım.
+ Oldu evet: işte Artemis ;)

hbh, bir alıntı ekledi.
Dün 01:00 · Kitabı okuyor

Korktuğum Katerina İvanovna değil, -diyordu heyecan içinde.- Saçlarımı yolmaya başlayacağından da korkmuyorum. Saç nedir ki! Tükür gitsin içine! Hatta keşke saçlarımı yolsa, şükrederim buna! Benim asıl korktuğum... Gözleri... Gözlerinden korkuyorum...

Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Tek taş bile bu teklifin yanında sönük kalır:)
EĞER KADERİMDEYSEN BANA “EVET” DER
MİSİN ?
Bunca kaçarken aşktan bilmem nasıl
girdin bu denli aklıma. Kimsin nesin
bilmiyorum. Şu an nerdesin ne
yapıyorsun bilmiyorum. Ama beni
sorarsan seni düşünüyorum. Seni
düşünmek aynı duaları edip amin
demek gibi. Bir haram olsun
istemiyorum sevdam da.
Dokunmayım, konuşmayım,
bilmeyim, tertemiz istiyorum seni. O
güzel gözlerine bakarak
söylemıyorum ama. Benimle
evlenirmisin ? Bütün hesaplara
sorgulara belkı yasaklara ınat.
Benimle evlenirmisin ? Unut
tanımayı, sarmaş dolaş harama
bulaşmayı. Tertemiz duama amin
deyip. Benimle evlenirmisin ?
Romantik biri değilim, özentiliğide
sevmiyorum. Çok klasıkoldu belki
ama. Benimle evlenirmisin ?
Tebessümünü görür gibiyim. Bırak
artısını eksisini, yaşayamadıgın,
yasatmadıgın her şey için. Benimle
evlenirmisin ? Hangi kelimeler,
hangi alfabe tarif eder ki şu an
içimdeki seni, boşver gıtsın, yetmez
mi yüreğimin kalemi. Benimle
evlenirmisin ? Sabahları sana diye, o
güzel gözlerin var diye uyanmak
istiyorum. Aynı tabaktan yeyip, aynı
tabğın bulşığını sen yıkar ben
durulamak istiyorum. Benimle
evlenirmisin ? Ne gereği var şuna
buna, bir yarım ekmeği birlikte
bölüşüp tam olmak. Olur olmadık
yerde boynuna sarılıp dans etmek
istiyorum. Benimle evlenirmisin ?
Tek taş alcak param yok belki, ama
dualarıma amin dermisin. İstemem
pasta puaça börek, her işten
geldiğimde, bir tebessüm edip.
Hoşgeldin dermisin ? Duygu
sömürüsü falan yapmıyorum
ağladığıma bakma. Sadece bir
dokunup göz yaşlarımı sen
silermisin. Benimle evlenirmisin ?
Televizyonum olsun istemiyorum.
Uyurken baş ucunda seni izlememe
müsade edermisin. Benimle
evlenirmisin ? Sadece dünyama
değil, ahiretimede istiyorum seni.
Razı olup, razı etmek için, helallik
için, günahlarıma durak için. EĞER
KADERİMDE İSEN, BANA “EVET”
DERMİSİN… ? TOPRAK EMİR
İMİRZALIĞLU

Batuhan Kaynak, bir alıntı ekledi.
24 Nis 22:41 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazı sırlar vardır ki başkalarının kulağına gitsin diye verilir. Sırrı veren gizli kalmayacağını bilir. Lakin bazı sırlar vardır ki duyan kalbine gömsün diyedir.

Şair, Rafet Elçi (Sayfa 39 - Litera Yayıncılık)Şair, Rafet Elçi (Sayfa 39 - Litera Yayıncılık)