…
“Çünkü kadınlar, konjonktür denilen belirsiz düşmanın tehditlerine aldırmadan, sadece kalplerinde yanan cılız bir ışığın peşine düşebilecek kadar cesurdurlar.
Çünkü kadınlar, iktidar denilen vahşi hayvanın ağzından saçılan şantajlara boyun eğmeyecek kadar cüretkârdır,
aşkın kıyısında bekledikleri anlarda…”
“Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.
Şiir kalsın istersen, sadece otursak.
Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut.
Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
Yüzüme bak ama Anna, yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak.”
Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan
Eğer kalbinizde birikmiş cümleler, aklınızı işgal etmiş fikirler kâğıda dökülmezse, bir başkasına aktarılmazsa, içten içe sizi çürütmeye başlar.
Paylaşılmamış hakikatler, insan kalbini ve tüm vücudunu zamanla kemirmeye, içten içe aşındırmaya başlar.
Hakikatin ağır yükü altında ezilen ruh, bir başka ruhla ilk teması kurabilirse, yeniden dirilir. Aksi halde yalnızlık telaşı insanı kendisinden bile şüphe ettirecek kadar içimize sirayet eder.
“Kadınlar gibidir kelimeler.
Yazarın kendisi için acı çektiğini, hayal kurduğunu, uykusuz geceler geçirdiğini, aç kaldığını bilirlerse bir merhamet düşer içlerine…”
"Ben içime dönerim bilirsin. Gidecek başka yerim kalmayınca, içimdeki kör kuyuya…"
Herkesin içinde sakladığı o gizli yaralara dokunan, belki kanatan… düşündüren, hüzünlendiren ruhunuzun derinliklerine işleyen eşsiz bir anlatım…
Yaralı aşklara yakılmış, yüreklere dokunan, büyüleyici bir ağıt…
Kitapta iki farklı zaman dilimi ve iki farklı anlatıcı var. Birisi Halide diğeri Derviş Ali. Birini okurken aklınız diğerinde kalıyor. Bir yandan Halide’nin dokunaklı hikayesini 'Halide ahh Halide…' diye iç çekerek okuyor; pişmanlıklarını, hayal kırıklıklarını, acısını derinden hissediyorsunuz…
Diğer yandan tarihin izleriyle harmanlanmış; ölümü bekleyen Derviş Ali’yi ve onun saf aşkının hikayesini merak ediyorsunuz…
Geçmiş ve şimdi. Zamanın düz çizgisi birden eğriliyor, bir çember gibi başlangıcı ve bitişi aynı noktada birleşiyor böylelikle iki yazgı birbirine bağlanıyor…
Yazarın benzersiz kendine özgü üslubu yine derinden etkiliyor. Melankolik bir dil ama öyle güzel ki ve ben çok severim ki :)
Yine kalemi elimden bırakamadığım, altını çizdiğim, kalbime dokunan cümlelerle dolu bir eser… Hepsinden öte etkisinden uzun süre çıkamayacağım kadar beni sarsan bir hikaye..
Hem bitmesin istedim hem de merakla okudum.
Mutlaka okumalısınııızzz!
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan