Çünkü arzuladığımız şey henüz eksikken, onun değeri bize her şeyden üstün görünür; ne var ki, o şeye ulaştığımız anda hemen başka bir arzu belirir. Ve böylece, bizler, yaşamı özlemle arzulayanlar, daima aynı susuzlukla tutsak kalırız. 
Hoşnutsuzluğumuzun kaynağı, taleplerimizin düzeyini sürekl yeniden yukarı çekmeye çalışmamızda yatar, oysa diğer düzeyi sabit kaldığı için, bu gerçekleşemez.