“Kalbiniz mi önemli yoksa omuz başınız mı? Siz önce kalbinizdeki rahatsızlığı giderin, sonra omuz başınıza bakarsınız. Muharebede de her şeyin sırası var,”
“Baktım tarla tabakla bir geleceğim olmayacak, ben de büyük bir koyun sürüsünü, iki defa İran’a geçirdim ve iki minibüs aldım. Biri, işte bu.”
“Vurulup, öldürülebilirdin."
“Doğru diyorsunuz ama öbür türlü de sürünüp giderdik. İki minibüs sahibiyim…”
“Gözüm düşmanda, kulağım komutanda,” diye başlayan hudut tekmili Ecmel Paşa’yı duygulandırdı ve sordu:
“Oğlum sen böyle bağırınca Ruslar da seni duyuyorlar değil mi?”
“Duysunlar, ne yapabilirler ki?”
“Senin için hudut nedir, peki?”
“Hudut namustur komutanım!”