gkhn

gkhn
Cevapları kitaplarda aramaya, insanları kitaplardan öğrenmeye devam.
"Durmadan başımıza uzak mesafelerden vurmak süratiyle kafamızı sakatlayan vahşi ve cinsel sapık olan bütün insanlara, bizi bu senetaryuma düşüren ahlak düşkünü kardeşlere, derslere biz çalıştığımız halde bizim yerimize diploma alan ve sorumlu yerlere getirilen arkadaşlara elimizden geldigi kadar saldırmak amacıyla bu mektubu düzenlemiş bulunuyoruz. En küçük bir memur olmak icin bile sağlık muayenesi şart oldugu halde, bu deliler nasıl oluyor da kaderimize hükmeden yerlerde bulunabiliyorlar? Bu soruyu açıkça sormak gerekir. Yıkılan binalardan, çöken yollardan, bakımsızlıktan ölen insanlardan, salgın hastalıklardan, sellerden, depremlerden sorumlu kimdir? İnsanlık bu delilerin ellerine mi bırakılacaktır? Sormak isterim size. Bu deliler bizi nasil idare edebilir? Sorarım size. Durumu polise bildiririm. Bizi de serbest bırakmanızı rica ederim. Onların işkencesinden aklımızı yitirecek duruma geldik ceza kanununa dayanarak ve medeni kanunun uygulanmasını dileyerek, 4 km. dahilindeki bütün gizli işkence merkezlerinin kaldırılmasını ve insana insan gibi muamele edilmesini istediğimizi bu dilekçemizde nasıl anlatalım."
Reklam
ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda acılar unutulduktan sonra dönmeliyim. ölümlerin karşısında şaşırıyorum ne desem ki düşünüyorum. kalanları ağlıyor gidenin benim gözlerim kuru herkes bana bakıyor, biliyorum içlerinden geçenleri. başsağlığı dilemek garibime gidiyor ölen öldü, sen yaşa küçültmeye benziyor. beni böyle kitaplar mı yaptı ne kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum. ben canavar ruhlu muyum bir ölü evinde tek söz söylemeden put gibi duruyorum. kimse anlamaz derdimi ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda bir yakınım öldümü. Behçet necatigil
"dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. benim içimdeki "ben", dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez. ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim; çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. "rüzgar doğuya esiyor" dediğin zaman "evet, doğuya esiyor" derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, "deniz" üzerinde dolaştığını bilesin istemem. denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle başbaşa kalayım. senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir: böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öğle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım; çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin-görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle baş başa kalayım. sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim -o zaman bile bu ulaşılmaz uçurumu ötesinden bana seslenirsin, "arkadaşım, yoldaşım" ben de sana seslenirim, "yoldaşım, arkadaşım"- çünkü cehennemimi görmeni istemem. alevler görüşünü yakacak, duman burnuna dolacaktı. senin gelmeni istemeyecek kadar çok severim cehennemimi. bırak, cehennemimle başbaşa kalayım. sen gerçeği, güzeli, doğruluğu seversin; ben de sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde ve iyi olduğunu söylerim ama içimden senin sevgine gülerim. gene de gülüşümü göresin istemem. bırak kahkahalarımla başbaşa kalayım. dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin. ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum. oysa ben deliyim. ama gizliyorum deliliğimi.