Bunu yazmak bile garip geliyor çünkü yıllardır hayatımın bir parçası olan bu süreç artık sona yaklaşıyor. Başladığım günleri hatırlıyorum… ne olacağını tam bilmeden, sadece içimde bir yapabilirim hissiyle çıktığım bu yol, bugün beni bambaşka bir noktaya getirdi.
Kolay olmadı.
Bazen çok yoruldum, bazen bitecek mi diye düşündüğüm anlar oldu. Ama yine de devam ettim. Çünkü bazı yollar vardır; insan ne kadar zorlanırsa zorlansın, içinde bir yer hep devam et der.
Şimdi o yolun sonuna yaklaşırken içimde hem bir burukluk hem de büyük bir heyecan var.
Burukluk… çünkü bir dönem kapanıyor.
Heyecan… çünkü öğretmenliğe bir adım daha yakınım.
Bir sınıfa girmek, bir öğrencinin gözündeki öğrenme isteğini ve enerjisini görmek, bir çocuğun hayatına küçük de olsa dokunabilmek… işte benim en büyük hayalim bu.
Mükemmel olduğumu düşünmüyorum. Ama öğrenmeye açık, çabalayan ve gerçekten isteyen bir yerden geliyorum. Her gün biraz daha iyi olmak için uğraşan bir kalple bu yola devam ediyorum.
Ve en önemlisi… bu süreçte yalnız olmadığımı biliyorum.
Rabbimden tek dileğim; yolumu açık etmesi, emeğimi hayırlı kılması ve beni hem iyi bir insan hem de iyi bir öğretmen yapması.
Çünkü ben sadece mezun olmuyorum…
Aynı zamanda yeni bir hayata başlıyorum.
Allah'ım mahcup etme...✨️
Hakiki aşk, öyle bir ateştir ki, dokunduğu kömürü elmasa çevirir.Ama önce yakar, kavurur, kül eder. Mevlana’nın deyimiyle hamlaştırır pişirir yakar..
Kömür, yerin derinliklerinde sabırla yoğrulmuş bir cevherdir;
elmas ise, kömürün maruz kaldığı çilenin sonucunda parlar.
Aşk da böyledir: kalbi olgunlaştırır, sabrı sınar. Kimini karartır, kimini ışıldatır.
Eğer aşk inceltiyor, kalbini temizliyor, sabrı öğretiyorsa,
bil ki içindeki kömür yavaş yavaş elmasa dönüşüyor.
Ama eğer aşk daraltıyor, kıskançlık ve hevesle karartıyorsa, orada ateş vardır ama ışık yoktur.
Hakiki aşk, insanı büyütür, küçültmez;
yükseltir, yere düşürmez;
kula değil, Yaratıcı’ya bağlar...