Küfür (tekfir meselesi), kölelik ve hürriyet gibi şer'i bir meseledir. Çünkü bir kimseyi tekfir etmenin manası; kanını mübah kılmak ve onun ebediyyen cehennemde kalmasına hükmetmektir.
Elbette ki bunun kaynağı seriattır. Ya açık bir nas( ayet ve hadis) ile idrak edilir ya da hakkında açık bir nas bulunan hükme kıyas edilerek anlaşılabilir.
Şüphe yok ki her düşünür; araştırmayı farz,
taklidi haram görür. Hal böyle iken nasıl olur da, "Beni taklit etmen gerekir" diyebilir?
Ya da , "Araştırma yapman farzdır ve araştırmanda da benim ulaştığım neticeden başka bir şeye ulaşmaman gerekir. Dolayısıyla benim delil olarak kabul ettiğim her şeye sen de delil olarak inanmalısın.
Şüphe olarak gördüğüm bir şeye sen de şüphe olarak bakmalısın"
diyebilir?
Eğer dikkat nazarıyla bakarsan,
hakikati, belli bir kimseye hak kılan kimsenin küfre ve çelişkiye daha yakın olduğunu anlarsın. Küfre daha yakın olması şu sebepledir: Taklit ettiği kişiyi en küçük hatalardan bile masum olan peygamberin mertebesine çıkarmıştır. O peygamber ki iman ancak ona tabii olmakla gerçekleşir. Küfür de ancak ona muhalefet etmekle meydana gelir."
Zalim insan,
ışığa karşı gözlerini kapatmış, karanlıklar içinde yaşamayı tercih etmiş,
Allah'ın " gözleri vardır görmezler "[Araf,179]
dediği körlüğü seçmiş, kendine de yazık etmiş insandır.