Uzak köşelerden birinde kağıt oynayan üç memura gözlerimi dikerek yüzlerinden karakterlerini okumaya ve hiç olmazsa bu şekilde istifadeli bir iş yapmaya çalıştım.
Fakat yaptığım işin onların ruhlarını okumak değil,
kendi basit muhayyilemin uydurduğu şeyleri o şahıslara yamamak olduğunu pek çabuk fark ettim.
Kafasının içindeki sisli boşluğa gözlerini çeviriyordu.
Düşünmesi ve tahayyül etmesi kendisine hoş gelecek hiçbir şey olmadığı için,
bu boşluk ona bir dinlenme gibi geliyordu.
Aklımdan derhal iki lirayı eline sıkıştırıp oradan kaçmak geçti. Kaçmak.. Her zamanki gibi, her şeyden kaçmak. Görmekten, duymaktan ve beraber ıstırap çekmekten kaçmak..