Locke insanların çoğunlukla kelimeleri idealardan önce edindikleri için, kullandıkları kelimelerin zihinlerinde yerini tuttuğu açık seçik idealar sahip olmadan konuştuğu kanısındadır.
<<Karmaşık ideaların dağınık parçaları arasındaki bağlantıyı tesis eden zihin olduğundan, tabiatta özel bir temeli olmayan bu birlik, parçaları bir arada tutup dağılmalarına mâni bir şey yoksa, yeniden dağılır. Dolayısıyla koleksiyonu yapan zihin olsa da, onları sımsıkı bağlayan düğüm, "addır">>
Platon, Sofistlerin kalabalıklar önünde attıkları nutuklarla onların gözünü boyamalarını "hayvan terbiyeciliği"ne benzetir: Hayvanların hangi etkiye ne tepki vereceğini, nasıl kızdırılacağını, nasıl sakinleştirileceğini bilen terbiyeciler gibi Sofistler de kalabalıkları galeyana getirmede veya teskin etmede ustalaşmıştır. Bu ustalıklarını da hiç utanmadan "bilgi" adı altında gençlere
satarlar. Sofistlerin konuşmayı, muhatabını etkilemenin ve ikna etmenin âdeta bir silahı olarak kullanmasının, Platon'un felsefesinde hakikati beraberce araştırmanın bir
yöntemi olan diyalektiğin tam da karşı kutbunda yer aldığı muhakkaktır.