Mümkünse bu dünyada mağlup olmayacaksın Ester... Zayıf düşmeyeceksin, tökezlesen de yıkılmayacaksın, yıkılırsan kimse kaldırmaz seni düştüğün yerden. Çiğnenip gidersin çizmelerin altında...
... çünkü yaşadıklarım bana öğretti ki, bu ülkenin asıl meselesi, milletin hep boyun eğmesi, hayır diyememesi, suskunluğu erdem zannetmesi. Üstelik öyle kolayca vazgeçilecek alışkanlıklar değil bunlar. Etimize, kimliğimize işlemiş, tenimize sinmiş, binlerce yılın lanetli mirası..
16 Ağustos'u 17 Ağustas'a bağlayan gece yine ders çalışıp yatmıştım ki Sakarya, tarihinde geçirdiği depremlerin en büyüğünü yaşayarak geceye uyandı. Hayatımda ilk kez böyle bir sarsıntıyla karşılaşmış, yarı uyur yarı uyanık ne olduğunu anlayamamıştım. İlk sarsıntıyı hissettiğimde uyandım ama sarsıntı devam edince uyku sersemi zihnimde bunun bir deprem olamayacağı, şehre bomba atılmış olabileceği düşüncesi dolaşmaya başlamıştı...
...
Aşırı sıcağın da etkisiyle enkaz altında çıkarılmayı bekleyen cesetlerden dolayı şehrin tamamına çok ağır bir koku yayılmıştı. Hayatımda duyduğum en acı kokuydu bu. Sürekli alarmlar veriliyor, salgın hastalıkların da başlayabileceği ile ilgili uyarı anonsları yapılıyordu...