Bazen bir uçurtmayı uçururken değişir hayatlarımız, bazen bir yunusla koyun koyuna yüzerken, bazen sevdalandığımızda bazen bir omuza yaslandığımızda; bir bakmışsınız koyun güderken, uykuya ya da ameliyat masasına yatarken, bir sevdiğimiz acıektiğinde ya da son nefesini verirken. Sonu ve sınırı yoktur değişen hayatların. Yaşadığımız kadar değişir hayatlar ve biz yeni hayatlar solumaya devam ederiz
Kalbimizin de bir hafızası olduğunu bilmez ve... irdelemez çok kişi.
Ne kadar zamansızdı su. Yaşı yoktu, tek bir ömrü yoktu. Yerle gök arasında dönüşüp duruyor, şekilden şekle giriyordu.
...
Hareket etmese de dönüşmeye devam ediyor, aktığı, kapladığı yere hayat veriyordu. Tıpkı ruh gibiydi su. Sonsuz, zamansız, aktığı bedene hayat veren...
Evlerin, odaların da ruhları vardı mutlaka ve zamanı kendileriyle paylaşan herkesin ruhundan da bir şeyler kopyalayıp onlara bir şeyler veriyor olmalıydılar.
Ve tıpkı insanlar gibi, hayatları vardı mekânların da. Yaşıyorlar, gidenle ölüyorlar, bedenleri ruhsuz kalıp bir süre sonra gelenin ruhuyla yeniden hayat buluyorlardı.