Sınıfa girdiğimde sadece müfredat yetiştiren bir memur mu olacağım, yoksa bir neslin ruhuna dokunan bir 'muallim' mi? Topçu, bu soruyu daha ilk sayfadan yüzümüze çarpıyor. Ona göre eğitim, sadece teknik bilgi yüklemek ya da sınav kazandırmak değil; bir insanı ahlakıyla, karakteriyle ve yerli değerleriyle yeniden inşa etme davasıdır. Bugünün dünyasında 'diplomalı ama yönsüz' kalmış gençliğe baktığımda, Topçu’nun 'mektep, binadır; maarif ise ruhtur' sözünün ne kadar güncel olduğunu daha iyi anlıyorum. Kitapta eleştirdiği taklitçilik ve ruhsuz eğitim modelleri, maalesef hala en büyük çıkmazımız. Bir öğretmen olarak bu metin bana; ders anlatmanın ötesine geçip öğrencide bir 'isyan ahlakı' ve sorumluluk bilinci uyandırmam gerektiğini, eğitimin kalbinin test kitaplarında değil, öğretmenin şahsiyetinde attığını bir kez daha hatırlatıyor.