Kelimeleri seçerken dil geleneğine uygunluğu da gözetmek gerekir. Öyle her sözcüğü canımızın istediği gibi gelişigüzel kullanamayız . Zira dil, böyle alelâde yaklaşılacak bir mesele değildir. Dil geleneğini bilip hangi kelimenin nerede ve nasıl kullanılması gerektiğine vâkıf olmak gerekir. Bunun için de hep söylediğim gibi Türkçenin en büyük şair ve yazarlarının bolca okumak zorundayız
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dilimize özen göstermek, hem şahsımıza hem etrafımıza özen gösterdiğimizin belki de en bariz, en önemli işareti. Çünkü dilde başlayan özen, duygu ve düşüncelere, hâl ve üslûba, oradan da temas ettiğimiz her varlığa dalga dalga yayılır. Bu özen hâleleriyle de dünya güzelleşir.
Dil, nesilleri birbirine bağlayan ve devamlılığı sağlayan, ucu tarihin derinliklerinde bir zincir ve dildeki her kelime bu zincirin bir halkası. Onun için yaşamakta olan, canlı kelimeleri dilden atamayız
Aşk demek, yanmak demek;ateşe tutkun olan pervane misâli yana yana ölmek, fâni varlığı öldürüp bâkî sevgilide dirilmek demek. Âşığın gözünde her şey sevgiliden ibaret,geerisi bir yalan ve aldanış. Gün her sabah ışıyorsa sevgilinin nurundan, ay parlayıp yeryüzünü dolaşıyorsa diyar diyar, sevgiliyi aradığından... Sevgiliyi bir an görmek, bakışıyla hançerlenmek, eşi menendi olmayan lütuftur âşığa. O yüzden aşkın hüküm sürdüğü yerde akıl zâil olur. Aşk, kalbin işidir; akıl erişemez o mevzûa.
Kavuşamamak ve hivran aşkın cilvesi... Vuslat ise saadetin zirvesi. Aşk;o bir anlık vuslat zevki için bir ömür ıztırap çekmeyi, hasret ateşiyle gece gündüz yanmayı göze alabilmektir.