Gerçekten bahsi geçenler ortak özellikleridir, ama geriye kalan tek bir şey vardır ki o da iyi kişilerin kendine has özelliği olan sevmek ve başına gelenleri, kendisine kaderin biçtiklerini nezaketle karşılamaktır; göğsünde yer edinen koruyucu ruhu izlenim kalabalığıyla huzursuz etmemek, onu merhametle, özenle korumak, tanrıyı hep takip etmek, kesinliği olmayan tek bir şeyi bile dile getirmemek, adil olmayan bir işe girişmemektir. Ancak diğer insanlar, bir insanın basit, mütevazı ve nazik bir yaşam sürdüğüne inanmıyorlarsa hiçbirine kızmaz; hayatının amacına giden, kendi yönettiği yoldan sapmaz, bu yolda lekesiz, barışçıl, gerektiğinde kolaylıkla her şeyinden feragat ederek, kimsenin zorlaması olmadan ilerler
Eğer şimdi ciddiyetle, kararlılıkla, nezaketle, hiçbir ek uğraşa takılmadan, gayretli bir şekilde doğru nedene eşlik edersen, kendi koruyucu ruhunun saflığını, onu her an iade edecekmiş gibi korumuş olursun; eğer bunu hiçbir şey ummadan, hiçbir şeyden korkmadan, faili olduğun doğaya uygun işlerden memnuniyet duyarak yaparsan, her sözünü dürüstçe, mertçe dile getirirsen iyi bir hayat sürersin. Ve hiç kimse buna engel olamaz
Anlayış yeteneğine saygı göster. Her şey onda bulunur. Yöneten iraden, kanaatlerin, doğayla ve mantıklı bir insanın yaradılışıyla aykırı düşmez böylece. İnsanlarla samimiyeti ve tanrılara sadakati sağlayan şey budur işte
İşlerini ne zoraki, ne kendi başına, ne araştırmadan, ne de aksi yöne kürek çekerek yap. Kendi düşünceni titizlikle süsleme. Gevezeliğe ve işgüzarlığa yönelme. İçindeki tanrısal güç, yaşını başını almış politikacıyı, Romalı bir lideri, hayattan ayrılma sinyalini istekle bekleyen, ne bir yemine ne de bir insanın tanıklığına ihtiyaç duyan, kendi ayakları üzerinde duran bir erkeği yönetsin. Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.