... 'yok oldular' sözcüğünü kelime anlamı ve büyü anlamıyla kullanıyorsa, nöbetçiler bunu başlarını sallayarak kabul ederlerdi.
Sonuçta burası, garip büyülü işlerin olağan olduğu Halruaa'ydı.
Elaine Cunningham yine yapmış yapacağını ve acayip bir hikaye, müthiş bir kurgu ve garip bir macera yazmış. :)
Öyle bir hikaye başlıyor ki, bu ilk kitapta bile iç içe geçmiş maceraların, kitap biterken bir araya gelişini, entrika ve yalanla gerçeğin karmaşasını, bol aksiyonu okurken gözlerimiz ışıl ışıl oluyor.
Hea, değinmeden de geçemeyiz; bu bol yalanlı, bol entrikalı, kandırmaca ve ihanetin hiç dinmediği maceranın tam merkezinde o var;
Matteo;
Hiç bir sihirli gücü yok ve büyüden hiç etkilenmiyor. Bebekliğinden itibaren bir danışman, bir 'jordeyn' olmak için yetiştirilmiş; doğruluk, dürüstlük timsali, asla kimseye yalan söyleyemez, asla birbirlerini kandıramazlar. Bu danışmanlar peki kime danışmanlık yapıyor dersiniz? Evet, ülkenin ileri gelenleri, yüksek rütbelileri, önemli kişilerine. Ve evet hepsi büyücüler.
Ve evet bir danışman değilseniz, büyücülerin en büyük düşmanısınız.
Haa?
:)
Danışmanlar ve Krallar serisi ilk kitabı Büyücüavcısı ile bence müthiş bir açılış yapıyor. İlk bir kaç sayfada ve bölümde, hikayeyi, kurguyu, coğrafyayı ve hikayenin geçtiği ülkeyi tanıyoruz. Eh yepyeni bir kurgu ve hayal gücü olduğu için biraz "ne oluyor yaa?" tadında kafa karışıklığı yaratabiliyor. Ancak hikaye ilerledikçe bu müthiş kurgunun daha bir çok maceraya gebe olduğunu, serinin ikinci kitabı Selgeçidi ile aksiyonun daha da tırmanacağını anlıyorsunuz.
Ve çok ilginç de bir bilgi;
Kitabı okuyanlar biliyor ve henüz okumayıp sahip olanlar da bakıp farkedebilirler; çok güzel kaleme alınmış ve biz Türk okuyuculara da 'selam çakan' bir önsöz mevcut kitapta.
Çok teşekkürler Elaine Cunningham , yine yapmışsın yapacağını ve bizlere müthiş bir hikaye yazmışsın.