Bizim ülkede özellikle bariz bir durum vardır.
Oku, üniversite git, meslek sahibi ol, evlen, emekli ol, devlet emekli maaşı ssk falan bakar sana...
İşte bu görüşe karşı bir kitap.
Oku, öğren diyor ama okul öğretmediği para yönetimini ayrıca öğren, nakit akışının kontrolunu öğrenmek için para vermen gerekiyorsa ver diyor. Çünkü okul sana para yönetiminden, cok para kazanmaktan ziyade meslek öğretiyor. Kazandıkça vergi veren, birileri için çalışan bir araç yetiştiriyor diyor ki bence de öyle. Ne yazık ki bir çoğumuz bunu geç öğreniyoruz!
Kitap sabit gelire güvenmememizi, aktif gelir sahibi olmamızı, zenginlerin iş gelirlerinden ziyade, daha çok aktif gelirleri ile giderlerini karşıladılarını, gelirlerinin çoğunu aktif kısma yatırdıklarını yazıyor.
Giderlerinizi, maaşınız değil de, aktif geliriniz karşılıyorsa zengin kısıma geçiyorsunuz demektir.
Aktif gelirden kasıt ;
- gayrimenkuldan gelen kira ya da kelepir al-sat parası
- hisse ( temmettü veren ya da ucuz hisseler)
- fonlar
- bono tahvil vs yatırımlar. Bunlar daha da çoğalabilir.
- ayrıca tek bir meslekte kalmayıp yeni şeyler öğrenip kendimizi geliştirmemizi özellikle vurguluyor. Bu sayede yeni fırsatıları daha iyi görüp, yakalayabiliriz.
Bir yandan da oturup beklemek yerine daha aktif olunması, çevrenin çeşitliliğinin fırsat almanında yararlı olacagı gibi temelleri örneklerle açıklıyor.
Yazdıklarım temel şeyler, okudukça daha fazla konu hakkında bilgi sahibi olup, zengin kesimin nasıl hayat sürdügünü, orta ve fakir kesimin neden bu durumda oldugunu kavrıyorsunuz.
Konunun baş sebebi tabi ki eğitim, aile, biraz da coğrafya...
Zenginleri cocuklarını iş yerlerinde para yönetimi üzerine yetiştirmesi şirket yönetimini öğretmesi ve orta/fakir kesimini devlete gir, maaşın olsun, emekli ol düşüncesini dikte etmesi farkını