Gökhan Yenibaki

Gökhan Yenibaki
@gokhanyenibaki
Şairlik adayı, şiirist, fikir erbabının kapısında.
Öğretmen
Türkçe öğretmeni
Trabzon
1 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
KÖLE Bir çölde tek başına bırakılmış bir köle Yaftası boynundaydı "Burda ölecek!" diye.... Prangaya vurulmuş ayakları çıplaktı Dudakları üç günlük ölü gibi çatlaktı. Yürüyordu düşe kalka güneş ile vuruşarak Ama içi diriydi, içi keskin, içi bıçak... Yaşatıyordu etinde kemiğinde emelini İlerde bir vahanın olması ümidini... Hele aşsın önündeki şu kumdan tepeyi Dayansın biraz daha hele bi Kavuşacak asıl yazgısına... Sarılıp uyuyacak yavuklusuna... ... Gün bitti, gece oldu Soğuk işledi iliğine Soktu bedenini ılık kumların sinesine Ay ışığında baktı göklere uzun uzun Göğe bakması çoktur günahsızın suçsuzun... Gece bir akrep geçti hemen yanıbaşından Kumlarda kayıyordu bakakaldı ardından Gün doğdu bu uykusuz gecenin en sonunda Bir kervan görüyordu yüz adım uzağında Sanki bu kervan kokmuş kara irin yayıyor Şeytanların yükünü ötelere taşıyor...
Hayata Dair
Reklam
Büyüdüm ben İçindeki çocuğu öldürmek büyümekse... Uzun Sokak'tan Maraş Caddesi'ne Tur bindirirdim tur üstüne Yorgunluğumu atardım sonra Çardak'ta pide, Suluhan'da çay ile... Şimdi bir bankta oturuyorum...öylece Bir elimde simit...diğer elim cebimde Üşümezdim öyle kolay Üşüyorum işte... Yüzüncü yıl parkındaki cepler Ağaçlara asılı dev hoparlörler Coşkun Sabah şarkıları çalar dururdu... Hatırlar mısın? Anılaaar......! Hem dinler hem hırçınlığına dalardım Karadeniz'in... Ruhum yarı çıplak, içim sımsıcak Yanımda sen... Martılar konardı kumlara Şııışt desen kaçacak... Yanan odun sobasının sıcaklığı Üzerindeki kestanelerin kokusu Ve su dolu güğüm sesi Uyutuverirdi beni... Şimdi uyumak Bir nevi zorunluluk gibi...
Toprağa gömüldü gerçek Tohum tohum, öbek öbek... ..olsun... O tohumlar milyon yıldır hep büyüdü...büyüyecek... Güneş'e bak ne de parlak değil mi? Umutları milyar yıldır hep diriltti...diriltecek... Allah büyük...ömür kısa... Bu tezgahta kader ağı ilmik ilmik örülecek... Ye'se kapılma ey gönül...sabret! Hadsizlerin hadlerini hep bildirdi...bildirecek... YENİBAKİ
Böyle değildim ben, Seni tanıdıktan sonra böyle oldum... Senden sonra ağarttım saçlarımı... Senden sonra sevdalandım,yandım... Senden sonra bıraktım şekeri çayda... Koşardım yürür oldum, Akardım durur oldum hep senden sonra... Güllerimin rengi kıpkırmızıydı...soldular... Sözlerim capcanlıydı...sustular... Lâl oldum senden sonra... Kaçtım koşarak senden yıllar yılı... Yorulmam sandım... Soluğum yetmez oldu senden sonra... Şimdi sana lanet etmek vardı da... Etmiyorum... Saçlarını ördüm yavrularımın... Sevgi nedir bilmezdim, Bilir oldum senden sonra... Ah zaman, ah zaman!.. YENİBAKİ
Şehirdeki ilk günümdü. Otobüs terminalinde otobüsün yanıbaşında valizimi almak için bekliyordum. Hava kuruydu ve geldiğim yerin nemli havasına hiç benzemiyordu. Biraz bekleyişin ardından valizimi aldım. Terminalin hemen dışında ilçeye kalkan minibüslere doğru yürüdüm. Valizimi tekerleri üzerinde peşim sıra çekeliyordum. Sağ omzumdan aşağıya doğru asılan el çantam tıpkı bir sarkaç gibi ileri geri gidip geliyordu. Heyecanlıydım çünkü nereye gittiğim, nerede kalacağım ya da beni nelerin beklediği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Minibüse bindim. Tıka basa dolan minibüsle yolculuğum başladı. Minibüste farklı bir koku vardı. Yani küçümsemek için söylemiyorum fakat bu koku her yutkunuşumda genzimde hoşuma hiç gitmeyen baharat tadı gibi bir his bırakıyordu. Ayrıca minibüsteki hemen herkes koyu renkli giysiler giymişti. Doğu insanının giysiler hususundaki bu renk tercihi oldum olası dikkatimi çekmiştir. Bozkır örtülü geniş arazileri ortadan ikiye bölen otoyolda ilerliyorduk. Minibüste mahalli bir sanatçının kasetini dinliyorduk "Geldim gülom gülom gülom senin için..." nakaratı hala kulaklarımdadır. İlçeye yaklaşırken minibüsün camından meralara yayılmış büyük baş hayvanları ve Murat Nehri'nin kenarında sıra sıra dizilmiş kavak ağaçlarını izliyordum. Nihayet minibüs bir yol ayrımından sağa doğru döndü ve deniz seviyesinin kırk elli metre kadar aşağısında bir platoya kurulmuş şirin ilçe göründü. Küçük bir ilçeydi burası, minibüsten inince bunu daha net anladım. İlk işim her öğretmenin yaptığı gibi öğretmenevini birine sormak oldu. Meğer tam önünde inmiştim. İçeriye girip danışmadaki görevliden gideceğim belde ve oraya çalışan minibüsler hakkında bilgi aldım. O geceyi öğretmenevinde geçirdim. Ertesi sabah P...İlçe Milli Eğitim'e gidip gerekli evrak işlerini yaptım ve bir an önce
Reklam