A.E. Affifi tarafından kaleme alınan ve Dr. Mehmet Dağ tarafından Türkçeye kazandırılan "Muhyiddin İbnu’l-Arabi'nin Tasavvuf Felsefesi" adlı eser, İslam düşünce tarihinin en karmaşık ve etkili figürlerinden biri olan İbnü'l-Arabî'nin düşünce sistemini bütüncül bir yaklaşımla ele alan ilk ve en önemli monografilerden biri kabul edilir. 1938 yılında Cambridge Üniversitesi tarafından basılan bu çalışma, Şeyhü'l-Ekber'in dağınık ve sembolik dilini sistemli bir felsefi çerçeveye oturtmayı amaçlar.
Yazar Affifi, İbnü'l-Arabi'nin eserlerinin (özellikle Füsûsu'l-Hikem ve Fütûhât-ı Mekkiyye) oldukça düzensiz ve anlaşılması güç bir yapıda olduğunu belirtir. Kitabın temel amacı, bu devasa külliyatın içine serpiştirilmiş olan düşünceleri derleyip, "Vahdet-i Vücud" (Varlığın Birliği) ekseninde tutarlı bir felsefi anahtar sunmaktır. Affifi, konuyu Batılı okuyucuların da anlayabileceği bir dille sunabilmek için "Monizm" ve "Panteizm" gibi Batı felsefesi terimlerini kullanmıştır; ancak bu terimlerin İslam tasavvufundaki özgün karşılıklarını (Vahdet-i Vücud) her zaman vurgulamıştır
Eser dört ana bölüm ve kaynakları inceleyen geniş bir ekten oluşmaktadır:
Bölüm I: Varlık Nazariyesi (Ontoloji)
Bölüm II: Kelâm (Logos) Öğretisi
Bölüm III: Bilgi Nazariyesi ve Psikoloji
Bölüm IV: Din, Ahlâk ve Estetik
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, İbnü'l-Arabi'nin Sünni öğretilerle felsefi sistemini uzlaştırma çabalarını yazarın "sözde kalan paradokslar" veya "kasitli örtüler" olarak görmesidir. Affifi'ye göre Şeyh, tam bir Vahdet-i Vücud felsefecisidir; ancak felsefi eğitimden geçmediği için bunu ifade ederken kendine has, bazen anlaşılmaz bir terminoloji geliştirmiştir