Topluma uyumsuzluktan ya da mesleki başarısızlıktan kaçınmak için herkese -sadece işletmelere ve kurumlara değil bir "çevrimiçi mevcudiyet"in gerektiği, 7/24 teşhir gerektiği söylenir bizlere. Fakat bu sözde yararların tanıtımı, çoğu toplumsal ilişkinin parasallaştırılmış ve rakamlara dökülebilir biçimlere aktarılmasına bir paravandır. Aynı derecede, bireyin hayatının, mahremiyetin imkânsız olduğu ve insanın daimi bir veri madenciliği ve gözetim alanı haline geldiği koşullara kaydırılmasıdır. Kişi, uykusuz, fasılasız, 7/24 varlığını sürdüren derme çatma vekil kimlikler biriktirir: benliğin uzantıları değil, kişiliğe bürünmeler olan cansız kimlikler. Cansız burada tam anlamıyla hareketten yoksun demek değildir, daha çok dolaşım ve mübadele edilebilirlikle bağdaşmayan canlı olmanın engellerinden sahte bir kurtuluş anlamına gelir. Duyum açısından yoksullaşma, alımlamanın alışkanlık ve tasarlanmış tepkiye indirgenmesi, kişinin uyanık hayatında tükettiği, idare ettiği ve biriktirdiği bin bir çeşit ürün, hizmet ve "arkadaş"la bir olmasının kaçınılmaz sonucudur.
Televizyon bugün etrafımızı çevreleyen, kullanımı çoğunlukla dağınık bir dikkat ve yarı otomatizm gerektiren güçlü alışkanlık modellerine dayanan aygıtlar kategorisinin sadece ilkiydi. Bu bakımdan söz konusu aygıtlar, amacı kitleleri kandırmaktan ziyade kişinin zamanının elinden alındığı nötrlük ve faaliyetsizlik halleri yaratmak olan daha büyük iktidar stratejilerinin bir parçasıdır.