İşlerimizin büyük kısmını biz kendimiz icat ettik. Diyojen gibi de yaşayabilirdik. Haydi o olmadı diyelim; bugünkünden daha az kazanmayı, daha basit yaşamayı, o sınavlara girmeden kariyeri dondurmayı seçebilirdik; seçmedik. Çok çalışmayı, yükselmeyi, teferruatlı yaşamayı seçtik madem, o zaman durmaksızın yakınmaya, etrafı huzursuz etmeye hakkımız var mı?
Düşündüm, düşündüm. Aklımı, kalbimi, bildiklerimi, bilmediklerimi, içimi dışımı, önünü sonunu yokladım; aşkın, özünde bir arayış olduğunu anladım. "Bu yüzden sürekli nesnesi değişiyor." dedim kendi kendime.