Sol ayağımı bağlayıp bir kenara kaldırmıştım ve şimdi onu yeniden göreve çağırmayacaktım. Bu, teslimiyetin göstergesi olurdu ve ben henüz teslim olmaya hazır değildim.
Bu büyük ‘hayat planı’nda hepimizin, en küçüğümüzün bile önemli oldupunu, çünkü hepimizin onun bir parçası olup en küçük bilinmeyenlerin bile önem taşıdığını ve bunların, büyükleri bir arada tuttuğunu göstermişti bana.
Üzerimden akan buz gibi soğuk suyu hissedince soluğum kesildi. Kafam karmakarışık olmuştu; her şey eriyip bulanıklaşıyordu. Bir an suyun altındaydım, sonra çıktım, sonra yine suyun altına girdim, tekrar çıktım, üçüncü kez batacağımı hissettim. Ama batmadım. Bunun yerine ayaklarımı çılgınca çırptım. Bundan sonra fark ettiğim şey, nehrin ilerisinde yüzen beyaz kuğulardan biri gibi süzülüyor olduğumdu. Ayaklarımı deliler gibi çırpmaya ve su üstünde durmaya devam ettim.