Kitap genel hatlarıyla çok güzel bir amaca hizmet ediyor. Zaten kitabın amacı günümüzde oluşturulan bilinçsiz tüketimin insanlığa zararlarını azaltmak veya tamamen bitirmek ve bu yolda yapılabilecek davranışlardır. Günümüzde yiyecekler ile ilgili birçok sorunun “Terra madre” toplantıları, görüşmeleri ve düşüncesi ile çözülebileceğini vurguluyor.
Carlo Petrini bildiğimiz üzere Slow Food akımının da kurucusudur. Terra madre ile Slow food akımı kolayca entegre olabilecek iki düşüncedir. Yazar kitabı her iki olgunun da okuyucu tarafından öğrenilebilmesi için yazmış olabilir. Gayet başarılı olmuş. Konu ile ilgili yapılan çalışmalar ve projeler anlatılmış, genel hatlarıyla problemin ne olduğu ve nasıl çözüleceği üzerinde durulmuştur.
Problem Nedir?
Kırsal kesimdeki insanların yaptığı şekilde yeteri kadar ekip bundan faydalanmak, topraktan yararlanmanın en normal ve doğal yoludur. Bunun yanında hem üretimde hem tüketimde yapılabilecek israfı tamamen ortadan kaldırmakta bu insanların hep yaptığı doğal yollardan birisidir. Bu iş farklı değildir aksine binlerce yıldır yapılagelen köklü ve insanlar için doğal görülmesi en uygun olgudur. Fakat 19. Yüzyılda yükselen ve insanlığa yeni olabilecek pek çok şey göstermiş olan bir sistem var. Bu sistem yeni çıkmıştır, doğallıktan uzaktır ve insanlar adına normal görünmesi güçtür ama insanlar buna o kadar alıştı ki, yapılması son derece normal olarak görülmesi işten bile değil. Günümüzde ki çocuklar sütün fabrikada üretildiğini yumurtanın robotlar tarafından yapıldığına inanıyor. Bazı yetişkinlerin olduğunu söylemek belki yalan olmaz. İşte problem tam olarak budur. Öyle bir sisteme geçildi ki doğallıktan uzak, yemek yeme zevkinin tamamen bittiği bir sistem. Tabi bu sistem uzun vadede çok büyük bir tehlikeyi beraberinde getiriyor. Biyoçeşitlilik problemi. Bu durum tekdüze yapılan üretimden kaynaklanıyor ve gün geçtikçe ata tohumu denen kavram yok oluyor. İşte bu sistem problemdir diyor Carlo Petrini.
Neler oluyor?
Bahsedilenler belki üreticinin yani çiftçinin yaptığı hatalar olarak görülebilir. Sonuçta yemeğin özü tarladan çıkan hasattır. Fakat problem birkaç hırslı insandır.
Yılda milyonlarca gıda çöplere dökülüyor. İtalya’da 1,5 milyon ton, Britanya’da 6,7 milyon ton yenilebilir gıda israf ediliyor. Amerika’da bu sayı 20-30 milyon ton. Günümüzde açlık her geçen gün artarken bu devasa israf nasıl oluyor? Seri üretimin başlangıçta açları doyurmak olması ne de garip. Bunların sebebi hırslı kesimin daha çok para istemesidir. Sürümden kazanacağını bildiği için çiftçileri bir şekilde sıkıştırıyor ve seri üretime geçiriyor ve dolaylı yoldan birçok konuyu olumsuz yönden etkiliyor.
Çiftçi ürettiği malın hesabını yapıyor, masraflarını çıkıyor ve malın değerini biçiyor ama halk bunu hiç düşünmüyor ve en ucuz mal arayışına giriyor. Peki halkı ne bekliyor dersiniz? Marketler, alışveriş merkezleri gibi günümüz düzeni tabi ki. Oradan faydalanan halk çiftçiyi bitiriyor.
Çözüm nedir?
Çözüm, her şeyin ölçülü yapılmasıyla kolayca son bulabilir. Biyoçeşitliliğin korunması, yemek yeme zevkinin korunması sadece ölçülü olmakla çözülebilir. Aslında kitapta söz edilen en önemli konu “çiftçinin en başından beri yaptığı şeyleri yapması, bunları değiştirmemesi”. Ki çiftçinin ona buna kulak asmaması yaptığı şeyi sürdürmesi ne kadar zor olsa da bizlerinde yardımı ile kolayca yapabilir.
Bizler çiftçileri desteklemeli, yiyeceklerimizi onlardan temin etmeliyiz. Aracıyı ortadan kaldırmalıyız. Talep neredeyse orada bir artış olur. Bizler sağlıklı, temiz, organik ürünleri tercih ettikçe sistemde yavaşça bu yönde değişir. Bu sayede dünya daha güzel bir yer olur.
Kitaptaki bazı teknik ve mantık hataları:
Carlo Petrini bazı yerlerde çelişkiye düşmüştür. Örneğin:
“Aslında gıda toplulukları kendi topraklarında zaten yaptıkları gündelik işlerden daha fazlasını geliştirmek zorunda olmadıklarını fark ettiler. İşlerini sürdürmede onlardan daha iyisi yoktu çünkü”, “Henüz sistematik tasarım icat edilmemişken onlar sistematik eylemler içindeydi bile. İşte bu onların üretken devrimi.”, “Onlar toprağın aydınlarıdır, kendilerine has bir zekaya sahiplerdir.” gibi çiftinin daha fazlasına ihtiyacı yok zaten yaptıkları yeterli mahiyetinde cümleler kurmuş fakat bazı yerlerde ise bunun tersi yazmıştır. Örneğin:
“Ancak çiftçi ve gıda üreticisi her türlü pastoral ve eski moda vizyonu terk etmeli.” demiştir.
Devamında ise “geri kalmışlıktan” ve ekonomik marjinallikten” çıkmaları sağlanmalı, üreticiler ve eş üreticiler arasında gelişecek topluluk boyutundaki ittifak sayesinde dünyanın her yerinde gerçekleşebilir demiştir.
Belki de asıl amacı çiftçiyi kırmadan günümüz şartlarına en doğal yollar ile uyum sağlamayı anlatmaya çalışmaktır. Hem tamamen kendini seri üretime vermek hem de eski usüller ile üretim yapmaktan kaçınmayı öğütlüyor. Çizgisini tutturmayı söylüyor olabilir.
Teknik hatalar:
Bazı başlıklar konuya uyum sağlamıyor gibi hissettim. Mesela 84. Sayfada ki bağış israfı önler başlığı yerine ölçülü olmak başlığı daha uygun göründü gözüme.
Daha sonra 81. Sayfada kaynakça yapmak yerine internet linki koyulması. Üstelik bu tek bir kaynaktan baktığını gösterir ki belki de bu bilgi doğru olmayabilir.
Aynı sayfada dipnot olarak eklenen yazı yine bir kaynakça olmalı. Örneğin:
“Yapılan çalışmalar bu durumun %200lere kadar çıkacağını belirtiyor.(Özdoğan, 1999)”
Şeklinde olması daha uygun olabilir.
Sonuç:
Carlo Petrini bize çokça bilgi vermiş bu kitabında. Global bir kitap yazmış ve herkesin sorununu işlemiş. Yazdıkları açık ve bilgilendirici. Akıcılığı, orta diyebiliriz. Sebebi çevirmen olabilir. Gastronomi alanındaki insanların okuması gereken bir kitaptır Terra madre.