Puan vermedi·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Ocak 2021 23:46 Zweig'in kitapları kısa ama derin olduğu için tarzını seviyorum. Merakla çevirdim sayfaları, çok sürükleyici ve akıcı ilerledi. Tükenmişlik sendromundan muzdarip bir adamın, aslında ne yaşadığının bile farkında olmadan çektiği varoluşsal sancıları görüyoruz bu kitapta. Okurken hissediyorsunuz onun duygularını ve düşünceleri sizi de avucuna alıyor. Burjuvanın dışarı yansıtılan 'ziyadesiyle harikulade' hayatının icinde aslında vahşi ve hayvani yönler bulunabildiği, kötü ve yanlış olana yatkınlık duyulabildiği fakat ayıplanma korkusunun, utancın, kibirin pençesinden kurtulamayıp kendi içinde sıkışıp kalmasını gösteriyor Stefan Zweig okura. Ve sonunda o 'olağanüstü gecede' kötünün verdiği heyecanı takip ederek iyiyi ve doğruyu bulan, bu sayede hayattan zevk alan, yaşamı paylaşmayı öğrenen bir adamın hayatının yarısından sonrasını sadece nefes alarak değil yaşayarak geçirmesinin öyküsünü mutlaka okumalısınız.